ŞU ÇILGIN HOTTANTOLULAR
Hiçbir şey yerli yerinde değil. Olması gereken insanlar farklı yerlerde. Her şey bir kaos sürecine girmiş durumda. Milyonlar bataklık yüzücüsü gibi.
Ne olacağını, ne yapacağını, nasıl yapacağını kimse bilmiyor. Akışa bırakılmış her şey ama her şey.
Normalmiş gibi anormal olan yaşanıyor.
Nereye varacağımızı kimse bilmiyor, bilmek de istemiyor. Yaşananlar sanki bizim ülkemizde değilmiş gibi. Bizim ülkemizde de değil zaten, Hottanto’da.
Hottanto’yu anlatıyorum.
Şu Çılgın Türkler bir kitabın adı. Turgut Özakmaz yazmıştı. Milyonlarca sattı. Kurtuluş Savaşı’nı anlatıyordu. Ancak bir kurtuluş savaşı olmadığı da söyleniyor ülkede.
Hottanto’da her şey normal.
Çılgın bu Hottantolular.
Hemen herkes her şeyi biliyor.
Hemen herkes birbirine yalan söylüyor.
Hemen herkes birbirini dolandırıyor.
Eskiden bu olaylardan bir tanesi olsa ülke çalkalanırdı. Şimdi her olağanüstülük olağan. Çıta o kadar yüksekte ki, kadına cinayet okul saldırılarına, iş insanlarına tehdide ve öldürmeye kadar vardı.
Kimsenin umurunda değil.
Kimse bir kameraya, bir tripota yenilmedi.
Herkes zaferini ilan ediyor.
Olağanmış, normalmiş gibi yaşamak artık suç.
Bütün bunları yazıp çizmenin de bir anlamı yok aslında ancak yine de yazıyoruz.
Bugün en münbit yer cezaevleri.
Kapatılma bir zafer şanı gibi.
Bastırılmış bir toplum Hottanto’da kendi gerçeklerini üretmiş artık. Yeni bir ahlak anlayışı, yeni bir değerler silsilesi, yeni bir yaşam biçimi.
Hemen herkes birbirini incitiyor ama kimse incinmiş gibi yapmıyor.
Artık Hottanto’da “Bize ne oldu?” sorusu kriminal bir ağız açma eylemi.