Konya’da özellikle şehir merkezi ve gelişen bölgelerde nitelikli ticari gayrimenkule yoğun talep var.
Büyükşehir Merkez ilçelerin yanı sıra Panırbaşı'ndan Çayırbağı'na, Karaslan'dan Hatıp'a, hatta artık Kızılören'e kadar Konya yepyeni bir genişleme potansiyeli ortaya koyuyor.
Bazı ilçelerin merkezi eski. Yeni yapı, deprem yönetmeliği ve yangın yönetmeliği açısından ayrışabilecek ticari gayrimenkul ihtiyacı var.
Ancak bu talep her yerde sağlıklı karşılanamıyor.
KONYA'DA KENTSEL DÖNÜŞÜM
Artık Konya'da kentsel dönüşümün en önemli sorunlardan biri.
Vatandaşın can güvenliğini, mal güvenliğini ve sermaye güvenliğini birlikte koruyacak bir modelin geliştirilmesi önem kazanıyor.
Bu konuda özellikle yerel yönetimler ve TOKİ istenilen altyapıyı oluşturmaya çalışıyor. Doülayısıyla vatandaş konut alırken depreme dayanıklılığı başta olmak üzere lokasyona, konutun muhitine, blokların dizilişine, cephesine, alacağı konut ile ev ve işyeri mesafesine, okul, kreş, spor vb. hem sosyal hem, fiziki hem de psikolojik vb. rahatlayabileceği, kendisini ve ailesini üzmeyecek şartlara bakıyor.
ŞEHİR DÖRT BİR YANA GELİŞİYOR
Şehirlerin genel olarak batıya doğru büyürken Konya dört etrafına yayılıyor. Bunda toplu taşıma, raylı sistem gibi unsurlar da etkili.
Yeni yatırımlar şehirdeki farklı bölgenin gelişimine katkı sağlıyor. Örneğin yerli ve yabancı turist ilgisiyle konut, otel ve ticari gayrimenkul yatırımlarını destekliyor.
KONUT SEKTÖRÜNDE Faiz düşmezse NE OLUR?
Bu arada Konya'da emlakçılar sektörün en büyük problemlerinden birinin finansmana erişim olduğunu belirtiyorlar.
Yüksek faizlerin hem üreticiyi hem de tüketiciyi zorladığının altını çiziyorlar.
Bürokratik süreçlerin de maliyetleri artırdığı ifade edilirkenbaşta yapı ruhsatı alırken yaşanan sorunlar ve süreçlerin uzunluğu bu süreçte hammadde, işçilik ve finansman maliyetleri değişiyor. Sektör oyuncuları ciddi anlamda etkileniyor.
Faiz oranlarının düşmesinin sektör açısından kritik.
Faiz oranları düşmezse konut tarafında çok ciddi sorunlar yaşayacağı ifade ediliyor.
Türkiye’de gayrimenkul fiyatlarının bazı bölgelerde Avrupa ile kıyaslandığında hâlâ ulaşılabilir seviyede olduğuna işaret edilirken, İstanbul’u, Ankara ve İzmir’in bazı bölgelerini ayrı tutulursa, hâlâ 100 bin euro ile 150 bin Euro seviyesinde standart bir 3+1 daire alınabilen bir piyasanın varlığından söz ediliyor.