Sosyal medyada ve yapay zekâ uygulamalarında kendilerini 80’lerin estetiği içine yerleştiren gençlerin bu davranışla yeni bir boyuta geçti.
“Sentetik nostalji” olarak tanımlanan duruma göre, gençler yapay zekânın kusursuz görsellerinden bıktı. Eski fotoğraflardaki soluk renkler ve çizikler artık “gerçekliğin sembolü” oldu.
YENİ DİJİTAL YORGUNLUK
Z kuşağının dijital dünyanın içine doğduğunu hatırlatılırken, ancak bildirimler, kısa videolar ve sürekli birileriyle yarışma hâli zamanla dijital yorgunluk ve zihinsel bir doygunluk oluşturdu.
Bu yüzden geçmişin nesneleri olan plak, kaset, basılı kitap ve yüz yüze sohbet yeniden kıymete bindi. Gençler o eski eşyalarda; o dönemin yavaşlığını ve gerçekliğini arıyor iddiaları gündemde.

O GEÇMİŞİN SICAKLIĞI VAR MI?
Uzmanlarca Z kuşağının bu ilgisini küçümsemek yerine onu bir toplumsal gösterge olarak okumanın daha anlamlı olduğuna dikkat çekilirken, son araştırmalar gençlerin teknolojiyi terk etmek istemediği; teknolojinin hayatın tamamını işgal etmediği bir denge aradığını düşündürüyor. Geçmişten seçtikleri şey de çoğu zaman eski eşyaların kendisi değil; sahicilik, aidiyet, yüz yüze ilişki, yavaşlık ve öngörülebilirlik.