Orta Vadeli Programla (OVP) gündeme geldi.
Son beş yılda yaşlı nüfusun yüzde 20,7 oranında arttığı Türkiye'de artık genç nüfus yapısından hızla uzaklaşılıyor.
Nüfus artış hızındaki düşüşe de dikkat çekilirken, 2022'de binde 7,1 olan nüfus artış hızı 2023'te binde 1,1'e geriledi.
Bu eğilimin devam etmesi halinde nüfus artış hızının önümüzdeki dönemde negatife dönme riski bulunuyor.
Buna göre yaşlanan nüfus ve azalan nüfus artışı, beraberinde ciddi bir bakım ihtiyacı doğuracak. Bakıma muhtaç kişi sayısındaki artışın sosyal güvenlik ve sağlık sistemi üzerindeki yükü de artıracak.
YAŞLILIK ALARM VERİYOR
Türkiye'nin nüfus artış hızı alarm veriyor. Nüfus artış hızı 2022 yılında binde 7,1 iken 2023 yılında binde 1,1 seviyesine geriledi. Önümüzdeki dönemde nüfus artışının eksiye düşme riski mevcut.
Bu gidişat ciddi bir bakıma muhtaçlık krizini beraberinde getirmekte.
Bakıma muhtaç fert sayısı katlanarak artıyor. Sosyal güvenlik ve sağlık sistemimiz ağır bir yük altında.
Genel sağlık sigortası giderleri rekor seviyelere ulaşmış durumda. Uzmanlara göre su akarken testiyi doldurmak şart.
ARTIK HER DÖRT HANEDEN BİRİNDE BİR YAŞLI VAR
Türkiye geçmişte en genç nüfusa sahipti. Şimdi ise hızla ihtiyar bir nüfusa evrilmekte.
Evlilikler gecikiyor. Doğum oranları düşüyor.
Ortalama hayat süresi ise uzuyor. 2024 yılı verilerine göre Türkiye'de 26 milyon 599 bin 261 hanenin 6 milyon 726 bin 583’ünde en az bir yaşlı birey yaşamakta. Yani her 4 haneden birinde 65 yaş üstü bir yaşlı birey bulunmakta.
Düşmez kalkmaz bir Allah. Bugünün genci, yarının ihtiyarıdır"
Türkiye'nin geleneksel aile yapısı değişiyor.
Eskiden bakım yükünü evlatlar üstlenirdi. Şehirleşme arttı. Çalışma şartları ağırlaştı.
Aile bağları zayıfladı. Ailelerin uzun süreli bakım hizmetlerini üstlenmesi zorlaştı. Bakıma muhtaç yaşlı ve engelli sayısı zirveye çıktı.
Yanı sıra yeterli bakımevi bulunmuyor.
Özel bakım maliyetleri ise cep yakıyor.
Uzmanlara göre çoğu ailenin bu masrafları karşılaması imkânsız.
PEKİ DEVLETİN EVDE BAKIM YARDIMI YETERLİ Mİ?
Hastalık, kaza, afet veya yaşlılık sebebiyle birçok insanımız elden ayaktan düşmekte.
Günlük ihtiyaçlarını tek başına karşılayamamakta.
Devlet yoksul durumdaki bu vatandaşlara evde bakım yardımı sunmakta.
Halen 500 binden fazla kişi bu nakdî yardımdan faydalanmakta.
Ödeme, hastaya bakan akrabasına yapılmakta.
Ancak mevcut sistem yetersiz.
Bu ödemeler bir sosyal yardım niteliğinde.
Sosyal güvenlik çatısı altında değil.
Planlı ve sürdürülebilir bir yapıda değil.
Uzmanlara göre ‘derde derman olmaktan uzak’ ve artık köklü bir reform kaçınılmaz.
OVP BAKIM SİGORTASI
Bu kapsamda 07 Eylül 2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan 2027-2029 dönemi Orta Vadeli Program (OVP), tarihi adımlar içermekte.
OVP sadece ekonomi ve enflasyonla sınırlı değil.
Yaşlı, engelli ve bakıma muhtaç tüm vatandaşlarımızı ilgilendirmekte.
Programın ana hedefi "Tamamlayıcı Uzun Süreli Bakım Sigortası" altyapısını kurmak.
OVP kapsamındaki yenilikler şunlar
- Bakım Ekonomisi Güçlendirilecek: Nüfus artış hızının sosyal güvenlik dengesine etkisi analiz edilecektir.
- Bütünleşik Hizmet Sunulacak: Evde sağlık ve palyatif bakım hizmetleri birinci basamak ve yataklı tedavi ile entegre edilecektir.
- Kadın İstihdamı Desteklenecek: Bakım ve kreş imkânları artırılacaktır. Bakım yükü nedeniyle işten ayrılan kadınlar çalışma hayatına dönecektir.
- İş kazasında ve hastalıkta SGK nasıl bir güvenceyse, Bakım Sigortası da yaşlılıkta öyle bir kalkan olacak.
- Uzmanlara göre "Yarın bana kim bakacak?" endişesi son bulacak.
Bu yeni sigorta kolu sosyal sigortacılık ilkelerine göre işleyecek.
Finansmanı çalışan, işveren primleri ve devlet katkısı ile sağlanmış olacak.
Dolayısıyla ailelerin üzerindeki maddi ve manevi yük kalkacak.
Sosyal güvenlik sistemimiz iflas riskinden korunabilecek.
Uzmanlara göre, Türkiye bu konuda geç bile kaldı.
Düzenleme derhal yürürlüğe konulmalıdır.
Belediyeler de gereksiz harcamalar yerine bakımevi yapımına ağırlık vermeli.