KONYA HABER
Konya
Parçalı bulutlu
11°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
50,0503 %0.06
56,3107 %0.16
10.867,58 %1.70

Etkinlik Pandemisi

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Son zamanlarda adeta bir "etkinlik pandemisi" yaşıyoruz. Belediyeler, vakıflar, dernekler durmaksızın programlar düzenliyor; neredeyse sokak aralarında bile bir aktiviteye rastlamak mümkün. Açıkçası ben de bu etkinliklere katılmayı bir vazife edinenlerdenim. Söyleşiler, konserler, ruhuma hitap eden ne varsa kaçırmamaya gayret ediyorum. Fakat son zamanlarda şunu fark ettim: Bu durum artık başka bir boyuta evrildi ve bir tüketim aracına dönüştü. Hızlı akıp giden bu koşturmaca, insanda sürekli bir "dürtülme" ve en önemlisi de bir "eksik kalma" hissi bırakıyor bence.

Gülhane Parkı Nostaljisi ve Popülerleşen Kültür

Çocukluk yıllarımda bu tür programlar genellikle Gülhane Parkı’nda düzenlenirdi; özellikle de unutulmaz halk konserleri... Tanınmış sanatçıları canlı izlemek, seslerini yakından duymak ancak Gülhane konserlerinde mümkün olurdu. Şimdi ise şehrin her köşesinde popüler bir simaya, her sokakta benzer bir kalabalığa rastlamak mümkün. Neredeyse her yerde karşımıza çıkan bu bol alternatifli ve popüler kültür bombardımanı, yukarıda bahsettiğim o "tüketim" ve "eksik kalma" hissini ne yazık ki daha da derinleştiriyor.

Etkinlik Ekonomisi ve Vicdani Boyutu

Tabii ki işin bir de göz ardı edilemeyecek ekonomik boyutu var. En temel ihtiyacı olan beslenmesini bile karşılamakta zorlanan bir insana sanattan, kültürden ya da bu etkinliklerden bahsedemezsiniz. Bugün bu kadar yoğun ve mükerrer etkinliklere ayrılan bütçelerle nice ailenin sofrası kurulabilir, nice çocuğun eğitim hayatına destek olunabilir. Kültürel faaliyetlerin önemi yadsınamaz elbette; ancak bu devasa bütçelerin ve popüler koşturmacanın arka planındaki sosyal gerçeklik, yaşadığımız çelişkiyi çok daha acı bir şekilde yüzümüze çarpıyor.

Kültürün Tüketilişi ve Zihinsel Yorgunluk

Tüketim perspektifinden bakacak olursak, insanoğlu her şeyi tükettiği gibi kültür ve sanatı da hızla tüketiyor. Popüler olan her isim aniden parlıyor, ardından hızla trendini kaybederek ivedilikle yerini bir başkasına bırakıyor. Hayatımızın her alanını kuşatan tavsiyeler, bitmek bilmeyen bilimsel bilgiler, anlık akışlar...

Gülhane Parkı’nın nostaljik sadeliğinden uzaklaşıp her köşe başının bir eğlence sahnesine dönüştüğü bu düzende; temel insani gerçeklikleri ıskalayan devasa bütçelerle ruhumuzun beslenemediğini görüyoruz. Açıkçası ben, maruz kaldığımız bu kadar yoğun uyaranın ve bitmek bilmeyen "eksik kalma" dürtülmesinin sonucunda derin bir mutsuzluk hissettiğimi düşünüyorum. Hızlı tüketilen her şey gibi, ruhumuz da bu kalabalığın ortasında yoruluyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız