Küçük Dokunuşlar, Büyük Değişimler
Bir denizci, fırtınada yönünü kaybetmiş. Gemisi su alıyor, mürettebat yorgun, ufuk görünmüyormuş. Herkes daha hızlı kürek çekmesini söylüyormuş. Oysa kaptan biliyormuş ki sorun küreklerde değil, pusulanın yanlış yönü göstermesindeymiş.
Bazen daha fazla mücadele etmek yetmez. Önce doğru yönü bulmak gerekir. Çünkü yanlış yönde atılan her adım, insanı varmak istediği yerden biraz daha uzaklaştırır.
Konyaspor'un bugün ihtiyacı olan da daha fazla koşmak değil, doğru yöne koşmak.
Bir tarafta yaklaşık 35 milyon avroluk bir takım, diğer tarafta ise bunun 10 katından fazla, yaklaşık 400 milyon avroluk bir kadro değeri... Kâğıt üzerinde elbette kazanmaya yakın taraf Galatasaray olarak görülebilir. Ancak nice azlar, nice çoklara galip gelmiştir.
Kazandığımız ya da kaybettiğimiz maçlara bakmadan şunu söylemek gerekiyor: Özellikle bu sezon hakemler tarafından doğranan bir Konyaspor var. Artık hakemlerin deneme tahtası olmamamız gerekiyor. Geçtiğimiz hafta kazanmamıza rağmen hakem performansı ortadaydı. Fakat ben bu mağlubiyeti, yine ince ince doğranmamıza rağmen hakeme bağlamıyorum. Sadece şunu söylemek istiyorum: Verilen hatalı karar sonucunda oyuna girmemesi gereken oyuncunun yanlış bölgede oyuna alınması, kalecimiz Bahadır'ın sakatlanmasına sebep oldu. Artık verilen zarar sadece puan kaybı olarak değil, futbolcu sağlığı üzerinden de karşımıza çıkmaya başladı.
Aslında bu maç özelinde yazılacak çok fazla bir şey yok. Bu sezon kötü performans anlamında bir Erzurumspor maçını, bir de bu karşılaşmayı söylemem gerekiyor. Tabiri caizse hiçbir şey yapmadık.
Konyaspor kadrosunu şöyle bir masaya yatıralım.
En sorunlu bölgemiz hücum hattı. Zira ileri ucumuzun henüz golü bulunmuyor. Bu, genel bir tanı. Maç izleyen herkesin ilk tespiti bu olacaktır ve haksız da sayılmazlar. Ama gelin, biraz işin derinine inelim. Konyaspor ne yapmaya çalışıyor, İlhan Hoca'nın oyun mantığı ne, anlamaya çalışalım.
Normal şartlarda Konyaspor savunmasının merkezinde Adil Demirbağ ve Rayyan Baniya gibi iki önemli oyuncumuz var. Ancak sakatlık durumları nedeniyle Awaziem ve Baniya üzerinden şekillenen bir stoper hattımız bulunuyor. Bu değişmez. Sol bekte Masuaku var. Buna da karşı çıkan olmaz.
Şimdi sağ bekte işin rengi biraz değişiyor. Taraftarın daha çok benimsediği Yhoan Andzouana bu sezon korkunç hatalar yapıyor. Geldiği gündeki Andzouana ile şimdiki arasında ciddi bir fark var. Bir de stoperden devşirme Uğurcan Yazğılı var ki artık kendisine karşı oluşan ön yargıyı kırması için ekstra çaba sarf etmeli. Ahmet Oğuz eski Ahmet olsa düşünmeden kadroya koyarsın. Bir de Skubic o bölgenin çıtasını öyle bir yükseltti ki artık kim olsa Skubic kıyaslaması olacaktır. Mevcut performansa ve kadroya göre Uğurcan, sağ bekte daha tercih edilebilir görünüyor.
Gelelim filmin koptuğu yere: Göbek, yani defansif ve ofansif orta saha bloğu.
Melih, Tóth, Bardhi, Jevtovic ve Diogo...
Şimdi Konyaspor, Toth-Melih-Jevtovic üçlüsüyle oynadığında hücumsal anlamda efektif oyuncu sayısı azaldığından topu kaybetme süresi kısalıyor. Bardhi ve Diogo birlikte oynarsa bu defa da topu geri kazanma süresi artıyor. Bu nedenle hoca, Diogo'yu kanatta oynatıyor.
Bardhi, kafa olarak Konyaspor'u, oyun olarak da futbolu kafasında bitirmiş gibi. Bir futbolcu nasıl bu hâle gelir ya da kendine bunu neden yapar, anlamak gerçekten çok güç.
Melih bu takım için çok önemli bir oyuncu. Takdir edersiniz ki yakın zamanda evlendi. İnsanların evlilikle birlikte yaşam tarzlarının değişmesi, yeni alışkanlıklar edinmesi ve bazı alışkanlıklarını değiştirmesi, belli bir süre performans düşüklüğüne neden olabilir. Bu gayet doğal. Ancak Melih'in artık bir an önce toparlanıp kendine gelmesi gerekiyor. Çünkü insanların ona karşı duyduğu sevgi ve saygıyı yitirmemesi için bu gerekli. Ayrıca kimse vazgeçilmez değildir.
Savunma bloğuna gelelim.
Masuaku hücumcu bir bek olduğundan sürekli ileri çıkıyor. Bu durumda ters kanatta oynayan Andzouana veya Uğurcan, kanat bindirmesi yapmak yerine orta alanda sayısal üstünlük sağlamak adına merkezde kalıyor. Sağbek bindirmesi olduğunda da bu durumun tam tersi oluyor haliyle. Dolayısıyla orta alanda topu kaybetme ve geri kazanma süreleri olumlu anlamda değişiyor.
Hücumda oynayan oyuncumuzun daha çok sağ veya sol kanatta ya da GF dediğimiz gizli forvet pozisyonunda oynaması gereken Muleka neden değişmez isim? Çünkü takımdaki hücum aksiyonlarında bileklerine hâkim ve oyun aklı olan belki de tek oyuncu. Sırtı dönük oynayabilecek başka bir oyuncumuz olmadığından tartışmasız orada olması gerekiyor. Bu sayede Uğurcan,Toth ve Melih pozisyona girebiliyor. Fakat Muleka ne yırtıcı ne de pivot santrfor özelliklerine sahip. Bu nedenle gol konusunda sıkıntı yaşıyoruz.
Mostafa Mohamed içinse bu performansıyla bırakın Konyaspor'u, halı saha maçına bile çağırmam. Büyük hayal kırıklığı. Umarım kendine gelir.
Ancak Konyaspor'un bulduğu pozisyonları ve girdiği gol fırsatlarını değerlendirdiğimizde aslında haklı bir noktaya parmak bastığımı görebilirsiniz. Genel anlamda plan doğru fakat oyuncuların, en azından tamamının, bu plana aynı ölçüde katkı sağladığını söylemek güç.
Gelelim kanatlara...
Elimizde Deniz Türüç, Colley, Dompé ve Emir Bars var. Şimdi bir Süper Lig takımı için iki kanatta oynatabileceğiniz oyuncu sayısı zaten yetersiz. Öte yandan Muleka ve Diogo'nun zaman zaman kanatta görev alması da bu eleştiriyi güçlendiriyor.
Deniz, mental olarak çok şey yapmak istiyor, çok çabalıyor ama vücudu beynini eskisi kadar dinlemiyor. Bu yüzden futbol evrimini geliştirmesi ve oyun aklını ön plana çıkarması gerekiyor.
Colley saman alevi gibi. Ufak tefek bir şeyler yapmaya çalıştı ama şu an ne oynadığı belli değil.
Dompé çalışıyor, çabalıyor, bindirmeler yapıyor ama onun da fiziksel olarak biraz gelişmesi gerekiyor. Eminim İlhan Hoca özel antrenmanlar uyguluyordur. Onunla ilgili kafamda bir soru işareti yok.
Şimdi mevcut şartlarda bu kadroyu devre arasına kadar değiştirme şansımız yok. Bu durumda devre arasına kadar maksimum puanı almak için farklı bir plana geçip oyun felsefesinden ziyade skor odaklı davranmak en mantıklı seçenek gibi görünüyor.
Aslında işler o kadar da kötü değil. Sihirli bir dokunuşa gerek yok. Birkaç küçük değişiklikle zirvenin belalısı bir takım konumuna gelebiliriz. Hem hocamız hem kadromuz hem de şehrimiz buna müsait.
Şu an bazı takımların aldığı puanlara baktığımızda uzun vadede bu takımların mevcut planlarının başarısız olacağını öngörüyorum. Lig uzun bir maraton. Ancak çember daraldıkça hesaplar değişebilir. Kendimizi her geçen gün daha yukarıya atmak durumundayız.
Konyaspor'da beni en çok sarsan konu ise hücuma çıkarken kaybettiğimiz toplarla kalemizde verdiğimiz pozisyonlar. Kötü de olsa bir atağı bitirmek, hızlı hücumdan kalende gol görmekten iyidir.
Konyaspor artık eskisi kadar şut çekmiyor, orta açmıyor. Orta açma konusunu bir yere kadar anlayabiliyorum. Çünkü İlhan Hoca'nın üzerinde çalıştığı oyun planı, yukarıda bahsettiğim set hücumları ve ters kanattaki oyuncunun bindirme yapmak yerine orta alana, merkeze kaymasıyla çok net görülüyor. Üstelik rakip takım dengesini bozmak için ayak yönünü değiştirmede başarılı bile sayılırız.
Aslında çıkılan her atak, olumsuz da olsa bitmeli. Dağlara taşlara vur gerekirse! İnisiyatif alan oyuncu neredeyse yok. Deniz, Dompé, Melih, Jevtović, Bardhi, Diogo, Muleka... Şutör özellikleri olan bu oyuncular neden şut denemiyorlar, aklım almıyor.
Büyük bir sabra ve kötü oyun da olsa puanlara ihtiyacımız var. Devre arasında yapılacak 1-2 takviyeyle Konyaspor'da işler yoluna girecektir.
Günün sözü: Bazı yenilgiler, yanlış yolda olduğunu değil; bazen yolunu yeniden çizmen gerektiğini gösterir.