Konya Şube Başkanı Prof. Dr. S. Ahmet Bağcı, Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği Genel Merkezimizin 15.09.2026 tarihinde yayımladığı “Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü Arazilerine Dokunulmamalıdır” başlıklı basın bildirisini, Türk tarımının geleceği açısından son derece önemli ve yerinde bir uyarı olarak değerlendiriyoruz diyerek, "Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği Konya Şubesi olarak açıkça ifade ediyoruz, Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü'nün tarımsal araştırma ve deneme arazileri; yol, yapılaşma, arsa temini veya başka herhangi bir gerekçeyle tarım dışı kullanıma açılmamalı, parçalanmamalı ve amacı dışında kullanılmamalıdır.
Bir asırdan fazla süredir Türk tarımına hizmet eden bu araziler sıradan birer boş alan değildir.
Burası Türk tarımının laboratuvarıdır.
Burası geleceğin tohumlarının geliştirildiği merkezdir.
Burası kuraklığa karşı mücadele alanıdır.
Burası ülkemizin gıda güvenliği açısından stratejik bir araştırma üssüdür.
Bu nedenle burada yapılacak her türlü arazi kaybı, yalnızca birkaç parselin kaybı olarak görülemez.
Kaybedilen her araştırma parseli, gelecekte geliştirilecek yeni çeşitler, yeni üretim teknikleri ve iklim değişikliğine karşı geliştirilecek çözümler için kaybedilmiş bir araştırma alanıdır" ifadelerine yer verdi.

1914'TEN BUGÜNE GELEN TARIMSAL MİRAS YOK EDİLMEMELİDİR
Prof. Dr. S. Ahmet Bağcı, "1914 yılında Konya Valiliği İl Özel İdaresine bağlı “Numune Çiftlik” adıyla kurulan ve farklı isimlerle Türk tarımına hizmet eden kuruluş, bugün Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü olarak ülkemizin önde gelen tarımsal araştırma kuruluşlarından biridir.
100 yılı aşkın süredir tarımsal üretim, araştırma ve ıslah çalışmalarının yürütüldüğü bu alanların bugün çeşitli kamu ihtiyaçları gerekçe gösterilerek parçalanması kabul edilebilir değildir.
Üstelik söz konusu alanlar geçmişte Konya'nın sulak bölgelerinden biri olan ve “Aslım Bataklığı” olarak bilinen düşük kotlu alanların, uzun yıllar süren drenaj ve toprak ıslahı çalışmaları sonucunda tarıma kazandırılmasıyla oluşturulmuştur.
Yani bugün üzerinde araştırma yapılan bu topraklar, bir asırdan fazla süre boyunca kamu emeği, bilimsel çalışma ve kaynak kullanılarak tarıma kazandırılmıştır.
Şimdi soruyoruz:
Yıllarca tarıma kazandırmak için emek verdiğimiz toprağı, bugün neden yeniden tarım dışına çıkarıyoruz?
BURASI SADECE KONYA'NIN DEĞİL, DÜNYA TARIMININ ARAŞTIRMA MERKEZLERİNDEN BİRİDİR
Bahri Dağdaş UTAE, ulusal ve uluslararası ölçekte önemli araştırma faaliyetleri yürütmektedir.
Enstitü, uluslararası araştırma kuruluşları CIMMYT ve ICARDA ile yürütülen çalışmalar kapsamında Uluslararası Kışlık Buğday Geliştirme Programı'nın (IWWIP) Türkiye'deki koordinasyon merkezidir.
Bu çalışmalar kapsamında dünyanın 50'den fazla ülkesindeki 100'ün üzerinde buğday ıslah programına araştırma materyali sağlanmaktadır.
Yürütülen çalışmalar sonucunda Türkiye'de 45, farklı ülkelerde 60 olmak üzere toplam 105 buğday çeşidinin tescil edilmesine katkı sağlanmıştır.
Bu rakamlar bize bir gerçeği göstermektedir:
Bahri DağdaşUTAE'nin arazisi Konya'nın herhangi bir arazisi değildir.
Burada yapılan çalışmaların sonuçları Türkiye sınırlarını aşmakta, milyonlarca insanın gıda üretimine katkı sağlayabilecek bilimsel materyallerin geliştirilmesine hizmet etmektedir.
TOHUMCULUĞUN GELECEĞİ BETONLA DEĞİL, ARAŞTIRMA İLE KURULUR
Türkiye'nin stratejik tarım ürünlerinden buğday, arpa, yulaf, tritikale, çavdar, nohut ve kuru fasulye başta olmak üzere çok sayıda ürünün ıslah çalışmaları Enstitüde yürütülmektedir.
Mısır, ayçiçeği ve soya gibi üretiminde ve tohumculuğunda dışa bağımlılığın azaltılması gereken stratejik ürünler üzerinde de çalışmalar gerçekleştirilmektedir.
Bugüne kadar yaklaşık 50 farklı bitki çeşidinin ıslahına katkı sağlayan Enstitü, Türkiye tohumculuğunun önemli merkezlerinden biri olan Konya'daki 170'in üzerinde tohumculuk firmasına da önemli bir araştırma altyapısı sunmaktadır.
Bugün “millî ve yerli tarım”, “yerli tohum” ve “dışa bağımlılığın azaltılması” hedeflerinden söz ediyorsak, bunun yolu tohum geliştiren araştırma merkezlerinin arazilerini küçültmekten değil, güçlendirmekten geçer.
KURAKLIK KAPIMIZDAYKEN KURAKLIK ARAŞTIRMALARININ ALANI DARALTILMAMALIDIR
Türkiye'nin ve özellikle Konya'nın en önemli sorunlarından biri kuraklık ve azalan su kaynaklarının giderek daha dikkatli kullanılması zorunluluğudur.
2007 yılında Konya'da ciddi maliyetlerle kurulan Kuraklık Test Merkezi, kurağa dayanıklı çeşitlerin geliştirilmesi ve tarımsal kuraklık araştırmalarının yürütülmesi açısından stratejik bir altyapı oluşturmuştur.
Tam da bugün;
• Su kaynaklarımız azalırken,
• İklim değişikliği tarımsal üretimi etkilerken,
• Kuraklık riski artarken,
• Gıda üretiminin sürdürülebilirliği daha fazla önem kazanırken,
kuraklığatoleranslı çeşitlerin geliştirildiği araştırma alanlarını küçültmek ne kadar doğru bir yaklaşımdır?
Bu sorunun cevabını kamuoyunun ve karar vericilerin vicdanına bırakıyoruz.

TARIM TOPRAĞI BİR KEZ KAYBEDİLİRSE GERİ GETİRİLEMEZ
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu, tarım arazilerinin korunması ve amaç dışı kullanımının önlenmesine yönelik temel düzenlemeleri içermektedir.
Tarım arazilerinin, özellikle de yüksek verim potansiyeline sahip sulu tarım alanlarının korunması yalnızca çiftçinin değil, toplumun tamamının meselesidir.
Çünkü;
Beton yeniden yapılabilir.
Yol başka güzergâhtan geçirilebilir.
Arsa başka yerde üretilebilir.
Fakat yüzlerce yıllık doğal süreçlerle oluşmuş verimli tarım toprağı yeniden üretilemez.
Daha da önemlisi, araştırma amacıyla kullanılan bir tarım arazisini kaybettiğinizde yalnızca toprağı değil, o toprak üzerinde yürütülen uzun süreli bilimsel denemeleri ve araştırma sürekliliğini de kaybedersiniz.
KAMU YARARI, TARIM TOPRAĞINI YOK ETMEK DEĞİLDİR!
Kamu kurumlarının yol, hizmet binası, konut veya diğer ihtiyaçları elbette önemlidir.
Ancak kamu yararı kavramı, bir kamu ihtiyacını karşılarken başka bir stratejik kamu değerinin ortadan kaldırılması pahasına yorumlanmamalıdır.
Konya'nın geniş arazi varlığı ve farklı kullanım seçenekleri bulunmaktadır.
Bu nedenle yüz yılı aşkın süredir tarımsal araştırmalara tahsis edilmiş, ıslah edilmiş ve bilimsel denemelerin yürütüldüğü alanların öncelikle korunması; diğer kamu ihtiyaçları için tarım dışı kullanıma uygun alternatif alanların değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.
BUGÜN ARAZİYİ KORUMAZSAK YARIN ÇEŞİTLERİ NEREDE GELİŞTİRECEĞİZ?
Bu mesele yalnızca bir arazi meselesi değildir.
Bu mesele;
Gıda güvenliği meselesidir.
Tohum güvenliği meselesidir.
Kuraklıkla mücadele meselesidir.
Tarımsal AR-GE meselesidir.
Çiftçinin geleceği meselesidir.
Türkiye'nin geleceği meselesidir.
Dünyada gıda güvenliğinin ve tarımsal üretimin stratejik önemi her geçen gün artarken, ülkemizin tarımsal araştırma altyapısını korumak zorundayız.
Araştırma arazilerini kaybederek tarımsal araştırmaları büyütemeyiz, yurtdışı ile rekabet edemeyiz.
Tarım toprağını yapılaşmaya açarak gıda güvenliğini güçlendiremeyiz.
Araştırma merkezlerini küçülterek dışa bağımlılığı azaltamayız.
TALEBİMİZ NETTİR: BAHRİ DAĞDAŞ UTAE ARAZİLERİ KORUNMALIDIR!
Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği Konya Şubesi olarak yetkililere çağrımız açıktır:
Karar vericilerin statülerinden doğan erkle Tarım ve Orman Bakanlığını bile yok sayarak tarım alanlarını rezerv alanlar olarak görerek istedikleri gibi hareket etmelerini kamu yararına uygun bir davranış biçimi olarak görmüyoruz.
1914’te kurulan Enstitü arazisi yıldan yıla azaltılarak bugünkü konumuna gelmiştir. Meslek örgütü olarak yeter diyoruz, dünyanın birçokülkesinde benzer araştırma kuruluşları yüzyıllarca devam etmektedir, şehirlerdeki yapılaşmalar bu köklü kuruluşların pozisyonuna göre yeniden planlanır.
Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsünün tarımsal araştırma ve deneme arazilerinin parçalanmasına son verilmelidir.
Araştırma arazileri yol, arsa, rezerv alan veya başka herhangi bir amaçla tarım dışı kullanıma açılmamalıdır.
Enstitünün mevcut araştırma bütünlüğü korunmalıdır.
Bu arazilerin geleceğiyle ilgili kararlar alınırken bilimsel, teknik, hukuki ve tarımsal açıdan kapsamlı bir değerlendirme yapılmalıdır.
Ve en önemlisi: BAHRİ DAĞDAŞ UTAE'NİN ARAZİLERİNE DOKUNULMAMALIDIR!
Çünkü bugün üzerinde buğday yetiştirdiğimiz toprak, yalnızca bugünün ekmeğini üretmiyor.
Yarının ekmeğini de hazırlıyor.
Hz. Mevlânâ'nın;
“Taş gibiydin. Çok gönül kırdın. Yeter! Toprak ol! Üstünde hoş güller biter...”
sözünden hareketle bir kez daha söylüyoruz:
Tarım Topraklarımızı Taşa Çevirmeyelim.
Ülke Tarımının Kalbine Taş Koymayalım.
Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsünün arazileri, Türk tarımının geleceğidir.
Bu geleceği korumak hepimizin sorumluluğudur" şeklinde görüş belirtti.