Cem Yılmaz kısa süre önce kalp krizi geçirdi. Yoğun bir tedavinin ardından sanatçı sağlığına ve ailesine kavuştu.

AİLEYLE İLK FOTOĞRAF
Cem Yılmaz, taburcu olup olmaz ailesiyle bir aray gedi ve sosyal medyada sağlığını merak edenlere mesaj ile birlikte bir fotoğraf paylaştı.
İŞTE BU FOTOGRAF TARTIŞMAYA NEDEN OLDU

Ancak bu fotoğraf tartıya neden oldu. Daha doğrusu bufotoğraftaki bir ayrıntı bir sosyal medya kullanıcısı tarafından öne çıkarıldı. Enise KC adlı bir kullanıcı fıotoğrafı retwetleyerek “Bizim bin tane meşhur kolonya markamız varken, masada Alman markası Kölnisch Wasser 4711 duruyor. Çok ilginç ya. Hangi motivasyon size Eyüp Sabri Tuncer yerine bunu aldırtıyor mesela? İkisi de limon kolonyası.” mesafını paylaştı.

Paylaşılan fotoğraf bu. Ayrıntı ise masadaki kolonya. Bu kolanya büyük bir tartışmanın da fitilini ateşledi.

KOLONYA 4711 ZENGİNLERİN KOLONYASI MI?
Bu mesafın ardından kolonyanın “zenginlerin” kolonyası olduğu tartışmalar başladı. Cem Yılmaz'ın ölümden döndüğü bir anda neden böyle bir değrelendirme yapıldığı eleştirileri yapılırken twete atan Enisi KC “Yahu alemsiniz. Ben koku üzerine eğitim almış biriyim, şişeyi zoomlamadan tanıyacak bir belleğim var. Kendi sayfamda istersem bardakların formuna bile laf atar, o bardaktan çay mı içilir diye goy goy yaparım. Size ne? Bin milyar takipçili hesabın gelip buraya yazması şuursuzluk bence. Sayfamı terk edin, beni yormayın.” ifadelerini kullandı. Ancak twet milyonlarca kişi tarafından takip edildi, retwetlendi… Twete tepkiler çığ gibi büyürken, destek verenler ılımlı yaklaşanlar da oldu.
Tedavisi evde devam eden Cem yılmaz ise şimdilik sessiz.
Peki bu kolOnya zenginlerin kolonyası mı?

KOLONYA'NIN TARİHÇESİ “4711”
Kolonya, bilinen en eski parfüm.
Dolayısıyla tüm zamanların bilinen en yaygın ve en çok kullanılan tuvalet malzemesidir.
Günümüzün en popüler kolonyası, geçmişte olduğu gibi hala limon kolonyasıdır. “Kolonya” kelimesi, Almanya’nın Köln kentinden dünyaya yayıldığı için İngilizcede, “Köln” kelimesinin karşılığı olan “Cologne” şeklinde.
Fransızlar da, Köln için “cologne” sözcüğünü kullanıyor.
Almanlar ise kolonyaya “Kölnisch wasser” adını veriyor.
Türkçeye “kolonya” olarak geçmiştir.
KolonyaNIN hikÂyesi şöyle
1600'lü yıllarda, yaşam suyu (aqua vitae) adıyla ilaç olarak kullanılan alkolün, içki olarak içilmeye başlanması ile aromalı kokularda farklı bir atılım yaşandı.
Bu kapsamda parfümcülüğün merkezi İtalya, alkolle ilgili gelişmelerin ardından bu popülerliği Fransa’ya kaptırdı. İtalya’da yaşayan gezgin, eczacı ve parfümcü Giovanni Paolo de Feminis, 1709 yılında, Macaristan Kraliçesi Elizabeth için ürettiği ve “Macar Suyu” denilen bileşime % 2 ila 4 oranında bergamut, limon, portakal ve biberiye esansları katarak yeni bir koku icat etti.
ALMAN KOLONYASI
Yeni geliştirdiği koku ile Almanya’nın Köln kentine yerleşti. Feminis, Köln’de, icat ettiği kokuyu “hayranlığa değer su” (eau admirable) adıyla üretmeye başladı. 1727 yılında Köln Tıp Fakültesi’nde icat ettiği kokuyu tıbbi olarak onaylattı.

KÖLN SUYU
Daha sonra kokunun adını “Eau de Cologne” (Köln Suyu – Kölnisch wasser) olarak değiştirdi.Feminis, işler gelişince İtalya’daki yeğeni Giovanni "Johann" Maria Farina’yı yanına çağırdı. Amcasının mesleğini ölünceye kadar (1860) devam ettirdi. Farina ailesinin fertlerinden biri olan berber Jean-Baptiste Farina, 1806 yılında Paris’te parfüm üretimine başladı. Farina; limon, portakal, nane ve bergamut suyundan oluşturduğu karışıma alkol katarak yeni bir koku elde etti. Bu kokuyu “Köln Suyu” adıyla üreterek piyasaya sundu. Yedi Yıl Savaşları boyunca askerler bu kokuyu kullandı ve ünü hızla yayıldı. Köln, Avrupa’da “kolonya şehri” olarak anılmaya başlandı. Farina ailesi, kolonya üreten fabrika ve şirketler kurarak büyük bir servetin sahibi oldu.
Bir başka bir rivayete göre de, 1792 yılında Kölnlü bir bankerin oğlu olan Wilhelm Muelhens’in düğününde bir rahip, genç çifte bir kitap hediye eder.
Kitapta “aqua mirabilis” adı verilen bir sudan bahsedilmekte.
Rahiplerin bu suyu tedavi amaçlı kullandığını öğrenen Muelhens, evinde bir imalathane kurarak suyu üretmeye başlar. Napolyon, Köln’ü işgal ettiğinde askerlerine bütün evleri numaralandırmaları talimatı verir. Muelhens’in kapısında ise “4711” numarası yazılı.
Bu numara aynı zamanda ürettiği suyun isimdir. Napolyon, bu suyun formülünü ister; ancak üreticiler formülü vermezler. Sadece bir tuvalet suyu olduğunu söylerler. Üreticileri “4711” adlı suyun formülünü 200 yıl saklamayı başarır. 1799 yılında, “4711” adlı tuvalet suyu üretilmeye başlanır. 1960’lı yıllara kadar Muelhens’in torunları formülü gizli bir mahzende tutar. Köln’de 1799 yılında üretilmeye başlanan “4711” adlı kolonya, günümüzde hala üretilen en eski kolonya markası.
Yine kolonya, ilk üretildiği yıllarda kozmetik ürünü olarak değil tıbbi amaçla bir tür panzehir olarak kullanıldı. İçeriğindeki karışım, özellikle sindirim sistemini ferahlatıcı etkisi sebebiyle içkilerle veya şekerle birlikte içiliyordu. Hatta antiseptik olarak ağız sağlığı için kullanıldı. Hala kullandığımız gibi cilt üzerindeki tahrişler veya yaralar için de enfeksiyona karşı kullanılıyordu. Ardından tuvaletten sonra koku giderici olarak kullanılmaya başlandı.
18. yüzyılda kolonya için adeta çığır açıldı. Burjuvanın ağır ve pahalı kokularının yerini daha hafif ve ferahlatıcı kokusu ile “Eau de Cologne” almaya başladı. Sadelik ve saflığın simgesi olarak burjuva bu kokuya yöneldi.

OSMANLI DA KOLONYA
Osmanlı’da kolonyanın izlerine, II. Abdülhamit döneminde rastlanır. O dönemde alkollü ıtriyat olarak “Eau de Cologne” ithal edilmekteydi.İlk yerli kolonya üretimini 1882 yılında Ahmet Faruki yapmıştır. Faruki, aynı zamanda birçok ilacı da üreten isim. Halk tarafından o dönemde Faruki’nin ürettiği kokuya “Odikolon” denmiş,sonradan da“kolonya suyu” olarak anılmaya başlanmıştır. Daha sonra bu isim “Faruki Kolonyası” olarak halk diline yerleşmiştir. “Kolonya” sözcüğünün isim babası ve yayılmasını sağlayan isim de Ahmet Faruki.
Kolonya, ucuz ve hafif kokusu ile Osmanlı’nın son dönemleri ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarına kadar hızla yayılmıştır. Ferahlatıcı özelliği sebebiyle gül suyunun yerini almıştır. Ahmet Faruki’den sonra çok sayıda yerli üretici kolonya üretmeye başlamıştır. Türkiye'de ilk kez sanayi haline gelişi(Bazı kaynaklara göre) Süleyman Ferit Eczacıbaşı'na atfedilmektedir ("Altın damlası" İzmir,1912). Ethem Pertev, Hasan Hassan, Hasan Şevki, Süleyman Ferit, Evliyazade Nureddin, Ekrem Yalçın, Kemal Kamil ve Eyüp Sabri Tuncer, yerli kolonyanın ilk temsilcileri.
Günümüzde de birçok ilin ünlü kolonyası bulunmaktadır. Meşhur bazı kolonya türleri şunlardır; İzmir’in Altın Damlası, Gizli Çiçek ve İzmir Geceleri kolonyaları, Rize’nin Çay Kolonyası, Antalya’nın Turunç Çiçeği Kolonyası, Eskişehir’in Anıl Kolonyası, Ankara’nın Eyüp Sabri Tuncer kolonyaları, Düzce’nin Ceviz Yaprağı Kolonyası ve Tütün Kolonyası, Amasya’nın Elma kolonyası, Isparta’nın Gül Kolonyası, Trabzon’un Hamsi ve Fındık kolonyaları, Edremit ve Ayvalık’ın Zeytin Çiçeği kolonyaları, Sındırgı’nın Çam Kolonyası, Balıkesir’in Beyaz Zambak kolonyası…
1950’den günümüze kadar çeşitli kimyasal işlemlerle kolonya sektörü gelişmiş, çok farklı ürünler ortaya çıkarılmış durumda.

KONYA KOLONYA ÜRETİMİNİN MERKEZİ
“Âlkolun çok tüketildiği” efsanesini de içinde barındıran Konya, Türkiye'de en çok kolonya üretimi yapılan illerin başında geliyor.
İhracatın hızla arttığı kentte ülke ekonomisine olan katkı dikkat çekiyor.
Konya merkezli Türk kolonyasına en yoğun talep başta Avrupa ve Amerika olmak üzere gelişmiş pazarlardan geliyor. Son yıllarda en fazla ihracat yapılan ülkeler şöyle sıralanıyor:
Almanya
ABD
Hollanda
İngiltere
Fransa
Belçika
Bu tablo, Türk kolonyasının yalnızca yerel bir ürün değil, aynı zamanda küresel pazarda tercih edilen bir marka haline geldiğini gösteriyor.
GELENEKTEN KÜRESEL MARKAYA
Uzmanlara göre Türkiye’nin üretim gücü, ürün çeşitliliği ve modern pazarlama stratejileri kolonyayı uluslararası arenada rekabetçi hale getiriyor. Özellikle Konya gibi üretim merkezleri, bu başarının temel taşları arasında yer alıyor.