SON 24S
  • BİST%0.00 0.00
  • DOLAR%0.00 0.00
  • EURO%0.00 0.00
  • ALTIN%0.00 0.00

İYİLİK VE MİNNETTARLIK

Neden insanlar yaptıkları bir şeyden dolayı karşılarında insanlardan minnettarlık beklerler? Oysa minnettarlık bekleme duygusu, insanları kendine köleleştirme, kendine biat kültürünü ortaya koyar. Yaptığınız bir iyilik karşısında şefkatli bir tebessümü görmeniz size yetmez mi? Değil mi ki, siz insani olarak yapmakla mükellef olduğunuz bir şeyi yaptınız. Değil mi ki iyilik, karşılık beklenmeden yapılır. Aksi durumda beklenti içine girilen, ulu orta sözü edilen iyilik ve ne varsa buna iyilik diyemezsiniz.

Neden karşınızdaki insandan bunun karşılığını beklersiniz? Farz edelim düşen bir çocuğu kaldırdınız, bir sokak hayvanına ekmek veya su verdiniz. Onlardan bunun nasıl bir karşılığını beklersiniz? Onlar size ne verebilir? İyilik, karşılığı beklenmeden yapılan insani bir davranıştır. O halde neden karşılığı beklenip insanı köleleştirme duygusu olan minnettarlık beklentisi içine girilir. Bu duygu, yardım yapılan insanı huzursuz eder. Çünkü iyilik karşısında bir şeyler yapamazsa, minnetini gösteremezse, karşı tarafın beklentisini gördükçe, hemen borçlu olma hissiyatı devreye girer.

İyilik karşılık beklemeden yapılan bir davranıştır, yoksa ona iyilik diyemeyiz. Dahası ister ilahi açıdan düşünelim, isterse sosyal açıdan düşünelim, iyilik davranışı insan için adeta farzdır. Esasen, normal olan, beklenti içerisine girilmeyen iyiliktir. Bunun dışında beklenti ve minnettarlık beklenen, sohbet konusu edilen iyilik değil, kötülüktür. Eğer bir insana bir iyilik yaptıysanız ve o da size gönülden bir teşekkür ettiyse, bu sizi tatmin etmeli ve unutmalısınız. 

İyilikte temel kural, yapmak ve unutmaktır. Maalesef günümüz insanı bu iyilik davranışını ve minnettarlığı şöyle algılamakta. Hani eskilerde bir zimem defteri varmış. Bu zimem defterine insanların yaptıkları alışverişler yazılırmış ya, günümüz insanları da sanki zimem defteri gibi iyilik ve minnettarlık defteri tutuyorlar, insanları buraya kaydediyorlar, ya hemen ya da belli bir süre sonra onun ödemesini bekliyorlar. Zimem defterleri gizliydi ama bu tutulan iyilik ve minnettarlık defterleri aleni ortaya seriliyor. Borçlunun olur olmaz zamanda, olur olmaz yerde gözüne gözüne sokuluyor.

Zamanında o zimem defteri nasıl yok olurdu bilir misiniz? Bir zengin hayırsever gelir, “1. sayfadan 10. veya 15. sayfaya kadar kimin ne borcu varsa ödüyorum veya tüm defteri topla kaç paraysa ben ödeyeceğim” der ve hepsini kapatır, işyeri sahibi de o defteri imha ederdi.

Ama günümüz insanı, yaptığı iyiliği göze sokacak, uluorta nasıl bir yardımsever olduğunu göstermek için reklam yapacak, iyilik yaptığı insanında kendisine minnettar olduğunu belirtmesi açısından egosunun tatmini için hissiyatı devreye girmekte.

Siz de hissiyatınızı, reklamınızı ve egonuzu bir yana bırakıp, bu zimem defterini, birinin kapatmasını beklemeyin. İyilik yaptığınız insanın da size bunun karşılığında bir iyilik yapmasını beklemeyin. Onunda size iyilik veya minnettarlık duyarak bu defterin kapanacağını varsaymayın. O defteri ancak ve ancak kendiniz kapatabilirsiniz. Unutarak, o iyiliği yapmamış sayarak. O iyiliğin karşılığını size yapılması gereken bir iyilik beklemeyerek. Bu beklenti içine girmek bile, ticarete girer, iyilik olmaktan çıkar.

İyiliğin sadece bir hatrı vardır. Bir kahvenin bile kırk yıllık hatırı vardır ama borcu yoktur. Borcu olursa hatırdan çıkar, al gülüm, ver gülüme döner. Unutmayın, eğer iyiliği minnettarlığa dönüştürürseniz ve karşılığında bir şey beklemeye başlarsanız, asıl borçlu siz olursunuz.

 

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Henüz hiç yorum yapılmadı. İlk yapan sen ol.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Canlı İzle
E-Gazete
Galeri
Video