SON 24S
  • BİST%0.00 0.00
  • DOLAR%0.00 0.00
  • EURO%0.00 0.00
  • ALTIN%0.00 0.00

EĞRİ OTURALIM, DOĞRU KONUŞALIM

Aramız bozulmasın diye uğraştığım herkes bencilleşti. Zor anında yanına koştuklarım nankörleşti. Yüzüne gerçekleri vurmayıp susmayı tercih ettiğim herkes kendini haklı zannetti. diye düşünürsünüz. Bunların hepsi yanlış düşünceler olsa da insanlar böyledir işte. Bu düşüncelerden, nefs taşıyan insanları alıkoyamazsınız. Onun için beklentiye düşmeden araya belli bir mesafe koymak iyidir. Ama unutulan bir şey var. Eğer bir insan sizi defalarca üzüyorsa, neden diye hayıflanmanın anlamı da yok. İnsanın, bunun nedeni kendine sorması gerekir, ben neden hâla izin veriyorum?” diye.

Hani bir söz vardır, eğri oturalım, doğru konuşalımdiye. Siz nasıl oturursanız oturun ama doğru ve samimi konuşun. Çünkü sizin erdeminizi oturuşunuz değil, konuştuğunuz hakikatler belirler. Kime sorarsanız sorun, herkes yaralı, haklı veya haksız herkes bir şeylerden şikâyetçi ve sırtındaki yaralardan bahseder. Hep suçlu karşısındakidir. Kendine hiç sorumluluk almaz. “Sırtımdan vuruldum, sırtım bıçak darbelerinden geçilmezdiye. Oysa sırtından bıçaklayana izin veren sensin. Peki, sen izin verdiysen bıçağı vuran mı suçlu, yoksa sen mi?

Benim suçum neydi, hep alttan aldım, kırmak istemedim ama kırıldım, ben alttan aldıkça bunu fırsat sandılar, sömürüldüm, duygularımı incittiler. Ben alttan aldıkça benim bu davranışımı zayıflık görüp faydalandılar, ama sesimi çıkarmadım yine de diye yakınırsın.  Peki, bu davranışından faydalandıklarını gördüğün halde neden alttan almaya devam ettin, senden faydalanmalarına neden izin verdin? Peki, izin veren sensen, suçlu kim, sen değil misin?

Bunlara izin vermek, insanın bazı ihtiyaçlarından, beklentilerinden dolayı ortaya çıkar. Ya bir maddi çıkar beklemektedir ya da sevgiye olan hasreti, dostluk ve gereksiz fedakârlıktan kaynaklanır. İşte bu noktada önemli olan, kimseden beklentin olmadığı, kimseye mahkûm olmadığın, gereksiz izin vermediğin zaman üzülmez, mutlu olur ve olgunlaşırsın. İzin vermek, beklenti halinde olmaktır. Yaralarımız hep bu beklenti halinde olmamızdandır. Ne gariptir ki bir iyilik yaptığımızda bile minnettarlık ve vefa gösterilmesi için beklenti içine giriyoruz. Yanılgımızda burada başlıyor. İnsan hiçbir iyiliği maddi manevi ve beklenti için yapmamalı. Yapmadığı zamanda bu yaralanmaktan kurtulur ve kaybeden gibi görünse de kazanan kendisi olur.

Eğer mutlu olmak istiyorsanız beklentilerinize bir göz atın. Yaptıklarınız veya yapmadıklarınızla ne gibi bir beklenti halindesiniz? Bir farklı bakış açısıyla mutluluk, büyük ölçüde "beklentilere" dayalıdır. Eğer beklentileriniz şişmişse, mutsuz olmanız kaçınılmaz olacaktır. Mutlu insanlar, beklentilerini "kısıtlamayı" bilen ve statü simgelerini satın almaya yanaşmayan insanlardır.

Vefasızlığı dert edinmeden, beklentilere saplanmadan yolunuza devam edin. Çünkü hayat vefasızlığı dert edinecek, beklentilere bağlı kalacak kadar uzun değildir. Siz vefayı ve mutluluğu seçin. Yoksa siz de kırılgan olur ve kızgınlığı tetikleyen öfkenin esiri olursunuz.

Mutluluk nedir ve ne zaman yaşanır bilir misiniz? Mutluluk; aslında olayların sonucunda yaşanmaz, olayların her anında ki bakış açınızda yaşanır. Yani her sonuç olumlu da olsa, bakış açınız olumlu değilse mutlu olamazsınız ve bu duyguyu yaşayamazsınız.  Yani sonundaki vefa ve vefasızlık değil, sonuca giderken sizin bakış açınız ve düşünceleriniz mutluluğu şekillendirir. Siz vefasızlıktan yılmayın. Acı verse de yapmanız gerekeni yapmaktan çekinmeyin. Bu sizi gerçek olgunluğa ve insanı kâmil derecesine ulaştıracaktır.

Acı ve korku yaşamadan, vefa beklentisi olmadan siz kendi gelişiminizi sağlamaya bakın. Seneca’nın da dediği gibi elmas sürtünme olmadan parıldamaz. İnsanlar da baskı olmadan mükemmelleşemez.” Siz zorluklar karşısında kendinizi kötü hissetmeyin ve kendinizi yıpratmayın. O zorlukları kendinizi olgunlaştırmak ve geliştirmek için birer basamak olarak algılayın ve yükselmenize bakın.

Eğer her şeyin sizin üstünüze üstünüz geldiğini görüyor veya düşünüyorsanız, uçakları ve yelkenlileri düşünün. Uçakları rüzgârlar uçurmuyor, uçaklar ve yelkenliler, rüzgâra karşı koydukları için uçuyor ve ilerliyorlar.

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Henüz hiç yorum yapılmadı. İlk yapan sen ol.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Canlı İzle
E-Gazete
Galeri
Video