KONYA HABER
Konya
Az bulutlu
7°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
50,1575 %0.20
55,9367 %-0.62
10.719,70 %-0.60
BBN Haber Yaşam Artık komşu komşunun külüne muhtaç değil: Sanal komşuluk konforu

Artık komşu komşunun külüne muhtaç değil: Sanal komşuluk konforu

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Feyza Korkmaz Sağlam, dijitalleşme, sanal dünya ve insanların teknolojiyle birlikte daha yalnızlaşması, komşuluk ilişkilerini zayıflamasına neden olduğunu söyledi.

Artık komşu komşunun külüne muhtaç değil: Sanal komşuluk konforu
KAYNAK: İHA
Okunma Süresi: 3 dk

Esenler Belediyesi bünyesindeki Prof. Dr. Sadettin Ökten Şehir Düşünce Merkezi ve Adamor Araştırma Merkezi eşliğinde hazırlanan "Türkiye’de Mahalle Kültürü, Komşuluk İlişkileri ve Aile Araştırması", Türkiye’de değişen mahalle yaşamına ilişkin dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya, Tekirdağ, Kayseri, Samsun, Trabzon, Erzurum, Malatya ve Gaziantep olmak üzere 12 büyükşehirde gerçekleştirilen araştırmaya 25 yaş ve üzeri bin 622 kişi katıldı. Araştırma sonuçlarına göre katılımcıların yüzde 29,9’u komşuluk ilişkilerinin neredeyse sona erdiğini, yüzde 38,1’i büyük ölçüde zayıfladığını, yüzde 22’si ise zayıflamaya başladığını ifade etti. Komşuluk ilişkilerinin değişmediğini ve hâlâ önemli olduğunu düşünenlerin oranı ise yüzde 8,9’da kaldı.

Komşuluk ilişkilerinin zayıfladığını düşünenlerin oranı yüzde 90

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Feyza Korkmaz Sağlam, araştırmaya katılanların komşuluğun geleceğine dair çok olumlu bir bakış açısına sahip olmadığını belirterek, "Esenler Belediyesi bünyesindeki Prof. Dr. Sadettin Ökten Şehir Düşünce Merkezi ile birlikte Adamor Araştırma Merkezi eşliğinde bir komşuluk araştırması yaptık. Bu araştırma Türkiye'de 12 büyükşehir kapsamında geniş kapsamlı bir çalışma oldu. Bin 622 kişiden anket verisi toplandı. Onun dışında nitel görüşmeler ve 3 büyükşehirde odak grup görüşmeleri yaptık. Çalışmanın en çarpıcı, göze çarpan sonuçlarından bir tanesi; komşuluk ya da mahalle kültürü deyince aslında bakarsanız insanların aklına ilk başta komşuluk etkileşimleri, ilişkileri geliyor. Komşuluk ilişkilerini de insanlar birinci grup etkileşimi bağlamında ele alıyorlar, sanki aile, aileden biriymiş gibi ele alıyorlar, yaklaşıyorlar komşularına. Dolayısıyla çok önem veriyorlar komşularına, komşuluk ilişkilerine. Bunun yanında çalışmanın önemli göstergelerinden bir tanesi şu: Çalışmaya katılanların neredeyse yüzde 85'i bireysel, gündelik pratiklerindeki komşuluk ilişkilerinden memnun. Ancak neredeyse yüzde 90'ına yakın kişi komşuluğun geleceğine dair çok da olumlu bir bakış açısına sahip değil. Giderek bireysel etkileşimlerin azalacağını, mahalle dayanışmasının, mahalle kültürünün azalarak son bulacağını düşünen bir çoğunluk var karşımızda" şeklinde konuştu.

“Komşumuzun kapısını çalıp bir ondan tuz istemek, ilk tercihimiz olmuyor”

Dr. Öğr. Üyesi Sağlam, dijitalleşmenin yaygınlaşmasıyla dayanışmanın azaldığına dikkat çekerek, "Giderek azalacağını düşünen bir kesim var. Yani artık bu dijitalleşmeyle beraber en ufak ihtiyaçlarımızı bile bir sanal ortamda karşılıyoruz. Dolayısıyla insanlarla temas etme ihtiyacımız yok. Artık komşumuzun kapısını çalıp bir ondan tuz istemek, ekmek istemek gibi eylemler bizim ilk tercihiniz olmuyor. Haliyle etkileşim olmayınca paylaşım olmuyor, dayanışma olmuyor ve bu giderek mahalleye ve kente ilişkin bir aidiyeti de düşürüyor. Ya bunun artması için insanların birbirini tanınması lazım. Mekânsal birlik lazım, temas lazım. Dolayısıyla hala umutlar olunabilmemiz için şöyle bir şey var ki, insanlar büyük yaşam olaylarında birbirlerine destek olmayı istiyorlar ve bunun için çabalıyorlar. İşte cenazede ya da düğün gibi büyük yaşam olaylarında insanlar dayanışma içinde olduklarını ifade ediyorlar ama gündelik yaşam koşturmacasında bunu göz ardı ettikleri görülüyor çalışmada da. Bunlar etkileşimlerin arttırılmasıyla birlikte hala devam edeceğini gösteren örnekler" ifadelerini kullandı.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız