KONYA HABER
Konya
Açık
31°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
47,7590 %0.06
55,1696 %0.05
11.099,76 %1.26
BBN Haber Sağlık Rahim ağzı kanseri: Hayat kurtaran tedbir

Rahim ağzı kanseri: Hayat kurtaran tedbir

200'den fazla tipi bulunan HPV'nin bazı tipleri genital siğillere yol açarken, yüksek riskli tipleri ise rahim ağzı başta olmak üzere vajina, vulva, anüs, penis ve boğaz kanserlerinin gelişiminde önemli rol oynuyor.

Rahim ağzı kanseri: Hayat kurtaran tedbir
KAYNAK: Haber Merkezi
Okunma Süresi: 4 dk

HPV enfeksiyonunun çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğine dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Asena Ayar Madenli, rahim ağzı kanserlerinin neredeyse tamamının yüksek riskli HPV tipleriyle ilişkili olduğunu belirtti. HPV pozitifliğinin kanser anlamına gelmediğini vurgulayan Madenli, düzenli HPV taraması ve smear testlerinin hastalığın erken tanısında kritik rol oynadığını söyledi.

“HPV enfeksiyonu çoğu zaman belirti vermeden ilerliyor”

HPV (Human Papilloma Virüsü), cinsel yolla bulaşan en yaygın virüs ailesi olarak biliniyor. 200'den fazla tipi bulunan HPV'nin bazı tipleri genital siğillere yol açarken, yüksek riskli tipleri ise rahim ağzı başta olmak üzere vajina, vulva, anüs, penis ve boğaz kanserlerinin gelişiminde önemli rol oynuyor. Liv Hospital Vadi İstanbul Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Asena Ayar Madenli, HPV'nin esas olarak cinsel temas yoluyla bulaştığını belirterek, prezervatif kullanımının bulaş riskini azalttığını ancak cilt teması nedeniyle tamamen ortadan kaldıramadığını ifade etti.
Rahim ağzı kanserlerinin neredeyse tamamının (yüzde 99'a yakını) yüksek riskli HPV tipleriyle ilişkili olduğuna dikkat çeken Madenli, HPV enfeksiyonu ile kanserin aynı şey olmadığını vurguladı. Madenli, "HPV bulaşması kanser anlamına gelmez. Enfeksiyonların büyük çoğunluğu bağışıklık sistemi tarafından 1-2 yıl içinde kendiliğinden temizlenir. Kanser gelişimi ise virüsün yıllar boyunca vücuttan atılamaması ve hücrelerde kalıcı değişikliklere yol açmasıyla ortaya çıkan uzun süreçli bir durumdur" dedi.
“HPV çoğu kişide hiçbir belirti vermeyebilir”

HPV enfeksiyonunun en önemli özelliklerinden birinin sessiz seyretmesi olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Asena Ayar Madenli, enfeksiyonun çoğu kişide hiçbir belirti oluşturmadığını söyledi. Madenli, "HPV enfeksiyonu siğil oluşturmadığı ya da dış genital bölgede kronik, tedaviye dirençli kaşıntılı alanlar gibi bulgular vermediği sürece çoğunlukla hiçbir belirti vermez. Kişi virüsü taşıdığını çoğu zaman ancak rutin smear veya HPV testi sırasında öğrenir. Ancak kanser varlığında rahim ağzı kaynaklı düzensiz spontan ya da temas sonrası kanamalar görülebilir. Bu sessiz seyir, düzenli jinekolojik taramaların neden bu kadar önemli olduğunu göstermektedir" ifadelerini kullandı.

“HPV pozitifliği kanser tanısı değildir”

HPV testinin pozitif çıkmasının birçok kadında kaygıya neden olabildiğini belirten Madenli, bunun tek başına kanser anlamına gelmediğinin altını çizdi. Madenli, şöyle konuştu: “HPV pozitifliği sadece virüsün o anda vücutta bulunduğunu gösterir. Vakaların büyük bir kısmında bağışıklık sistemi virüsü zamanla temizler. Pozitif sonuç alan kişide izlenecek yol; HPV tipine ve smear sonucunda hücresel değişiklik olup olmamasına göre belirlenir. Bazı durumlarda belirli aralıklarla kontrol yeterli olurken, bazı hastalarda kolposkopi adı verilen daha ayrıntılı inceleme gerekebilir. Bu süreç mutlaka bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından bireysel olarak yönetilmelidir. Panik yerine düzenli takip esastır. Kolposkopik değerlendirmede gerekli görülürse rahim ağzından biyopsiler alınır. Biyopsi sonucunda yüksek dereceli displazi ya da hücresel değişiklikler saptanırsa hastanın genel durumu değerlendirilerek konizasyon adı verilen günübirlik işlem hem tanıya hem de tedaviye katkı sağlayabilir.”

“Türkiye'de düzenli tarama programları ücretsiz uygulanıyor”

Türkiye'de rahim ağzı kanserinin görülme sıklığının yüz binde 4,5 olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Asena Ayar Madenli, Sağlık Bakanlığı verilerine göre her yıl 2 bin 300'ün üzerinde kadına serviks kanseri tanısı konulduğunu ifade etti.
Rahim ağzı kanserinin kadınlarda en sık görülen 10. kanser türü olduğunu belirten Madenli, düzenli tarama programlarının yaygınlaşmasıyla birlikte hastalığın önlenebilir ve erken evrede tedavi edilebilir hale geldiğini söyledi. Madenli, "Erken tanı kritik önemdedir. Çünkü rahim ağzındaki kanser öncesi değişiklikler yıllar içinde yavaş ilerler. Bu evrede yakalandığında basit girişimlerle tam iyileşme sağlanabilirken, ileri evrede tedavi çok daha zor hale gelebilir ve yaşam kalitesini etkileyebilir" diye konuştu.
Sağlık Bakanlığı'nın erken teşhis amacıyla KETEM'lerde ve Aile Sağlığı Merkezlerinde 30-65 yaş arasındaki tüm kadınlara beş yılda bir HPV-DNA ve Pap-Smear testlerini ücretsiz sunduğunu hatırlatan Madenli, kadınların bu tarama programlarını ihmal etmemesi gerektiğini vurguladı.

Madenli, "Rahim ağzı kanseri günümüzde erken tanı sayesinde büyük ölçüde önlenebilen kanserlerden biridir. Düzenli HPV taraması ve jinekolojik kontroller, kadın sağlığını korumanın en etkili yolları arasında yer almaktadır" dedi.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız