KONYA HABER
Konya
Az bulutlu
9°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,5821 %0.00
55,6666 %-0.24
10.843,99 %-0.01
BBN Haber Sağlık Gece uykudan uyandıran kemik ve kas ağrısını hafife almayın

Gece uykudan uyandıran kemik ve kas ağrısını hafife almayın

Spor yaralanması, incinme ya da çocuklarda "büyüme ağrısı" sanılarak önemsenmeyen, ancak dinlenmeyle geçmeyen ve özellikle geceleri uykudan uyandıran kemik ve kas ağrıları, nadir görülen kas-iskelet sistemi tümörlerinin belirtisi olabiliyor.

Gece uykudan uyandıran kemik ve kas ağrısını hafife almayın
KAYNAK: Haber Merkezi
Okunma Süresi: 3 dk

Acıbadem Bursa Hastanesi Ortopedi Uzmanı Prof. Dr. Reşit Sevimli, kol, bacak veya gövdede giderek büyüyen şişliklerin de dikkate alınması gerektiğini belirterek, günümüzde gelişen cerrahi yöntemler sayesinde hastaların yüzde 90'dan fazlasında uzuv koruyucu cerrahi uygulanabildiğini söyledi.

“Gece uykudan uyandıran ağrı en tipik belirtilerden biri”

Kas-iskelet sistemi tümörlerinin kemik, kas, kıkırdak ve bağ dokularından köken alabildiğini belirten Prof. Dr. Sevimli, "Bu kitleler iyi veya kötü huylu olabilir. Kötü huylu olanlar 'sarkom' olarak adlandırılır ve diğer kanserlere göre daha nadir görülür. Ancak çocuklardan ileri yaştaki kişilere kadar her yaş grubunu etkileyebilir. En tipik belirtisi inatçı, geçmeyen ve özellikle gece uykudan uyandıran kemik ve kas ağrılarıdır. Genelde hastalarımız bunu basit bir incinme, spor yaralanması veya çocuklarda 'büyüme ağrısı' diyerek geçiştirirler. Ancak ağrı dinlenmekle geçmiyorsa, giderek şiddetleniyorsa dikkat edilmelidir" dedi.

“Vücutta fark edilen şişlikler de önemsenmeli”

Ağrının yanı sıra vücutta fark edilen şişliklerin de önemsenmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Sevimli, "İkinci en önemli belirti kol, bacak veya gövdede fark edilen, zamanla büyüyen ağrılı ya da ağrısız şişlikler ve kitlelerdir. Bazen de hiçbir belirti vermez ve çok hafif bir düşmeyle kemikte ani bir kırılma meydana gelir. Biz buna patolojik kırık diyoruz ve arkasından tümör teşhisi koyuyoruz" diye konuştu.

“Yüzde 90'dan fazla uzuv koruyucu cerrahi uygulayabiliyoruz”

Geçmişte kemik kanserlerinin tedavisinde kol veya bacağın alınmasının daha sık gündeme geldiğini, günümüzde ise kemik tümörü tedavisinde önemli bir değişim yaşandığını belirten Prof. Dr. Sevimli, "Gelişen cerrahi teknolojiler, radyoloji ve onkolojideki ilerlemeler sayesinde hastalarımızın yüzde 90'dan fazlasında uzuv koruyucu cerrahi uygulayabiliyoruz. Temel hedefimiz tümörü vücuttan tamamen temizlerken hastanın kendi uzvunu korumak ve ameliyattan sonra da yürüme, basma, kolları kullanma gibi fonksiyonlarını sürdürmesini sağlamaktır" ifadelerini kullandı.

“3 boyutlu yazıcı teknolojisi sayesinde kişiye özel titanyum implantlar üretebiliyor”

Tümörlü dokunun çıkarılmasının ardından oluşan boşluğun farklı yöntemlerle yeniden yapılandırılabildiğini anlatan Prof. Dr. Sevimli, "Bu boşluğu doldurmak için kemik bankalarından alınan kemikleri, hastanın kendi vücudundan aldığımız kemikleri ya da modüler tümör protezlerini kullanıyoruz. Son yıllarda 3 boyutlu yazıcı teknolojisi sayesinde leğen kemiği veya omurga gibi tedavisi çok zor olan bölgelerde hastanın tomografi görüntülerine uygun, kişiye özel titanyum implantlar üretebiliyor ve uygulayabiliyoruz" dedi.

Cerrahide kullanılan navigasyon sistemlerinin de tümörlü dokunun hassas biçimde çıkarılmasına yardımcı olduğunu belirten Prof. Dr. Sevimli, bu teknolojilerin özellikle anatomik olarak zor bölgelerde cerrahi planlamaya katkı sağladığını söyledi.

“Yanlış biyopsi uzvu koruma şansını etkileyebilir”

Tedavide en kritik iki noktanın erken tanı ve biyopsinin doğru şekilde planlanması olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Sevimli, "Kas-iskelet sistemi tümörlerinden şüphelenildiğinde rastgele bir cerrahi müdahale veya hatalı bir biyopsi, maalesef hastanın uzuv kurtarılma şansını tamamen yok edebilir. Bu nedenle belirtiler fark edildiğinde mutlaka bu alanda uzmanlaşmış ortopedik onkoloji merkezlerine başvurulmalıdır" dedi.

Tedavinin ortopedik onkoloji, tıbbi onkoloji ve radyoloji gibi farklı disiplinlerin birlikte değerlendirmesiyle planlanmasının önemine işaret eden Prof. Dr. Sevimli, erken tanının hem hastalığın kontrol altına alınması hem de hastanın fonksiyonlarının korunması açısından kritik olduğunu ifade etti.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız