Bir süre önce instagram’da kahve ve çiçek demetleriyle yan yana kitap paylaşmak büyük trenddi.
Başta “Kürk Mantolu Madonna” gibi eserler de bu akımın başrolündeydi.
Son derece özenle dizilmiş kütüphanesinin fotoğrafını paylaşmak…
Kitapların önünde “shelfie”.
Sosyal medyanın gündeme getirdiği kitaplar…
Ardından kitapların yer aldığı farklı sosyal medya akımları yayınları.
Derken “Bookstagram” ve “BookTok” adı altında “ağlayarak” okudukları kitapları paylaşan hesapların bir anda çoğalması.
Günümüzde ise instagram, kullanıcıların hangi kitabı okuduklarını profillerinde paylaşmalarına imkân tanıyan “Şu anda okuyorum” özelliği.

HANGİ KİTAPLAR ÖNE ÇIKARILIYOR?
Sosyal medya, okuma ve kitap kültürünü oldukça tartışmalı bir yere mi getiriyor?
Kitapların sosyal mecralarda daha çok görünür olması insanların okuma merakını tetikliyor.
Yine bazı okur toplulukları da sosyal medyada doğuyor.
Yine de kitap paylaşımlarının birçoğu, kişilerin ne kadar entelektüel olduklarını göstermek için yapılıyor olabilir mi?
Bu kapsamda kitap paylaşarak -öyle olunmasa bile- “Ben okuyan, entelektüel biriyim” mesajı veriliyor olabilir mi?
Aynı şekilde kütüphane paylaşımı bunu bir adım öteye taşıyıp “Benim bütün dünyam kitaplar” alt metni ihtiva ediyor olabilir mi?
TikTok ve Instagram’da özel baskılı ve dikkat çeken renkleri olan kitaplar daha kolay görsel malzeme hâline gelebiliyor.

KİTAPLAR MI VİRAL, VİRAL Mİ YAPILIYOR?
Burada en önemli konu artık sosyal medya algoritmaları okuma alışkanlıklarına yön verip vermemesi.
Kitap okuru, viral olan kitapları tercih etmeye başlıyor.
Bu konuda yapılan bazı araştırmalara göre arkadaş tavsiyesi ve sosyal çevre, kitap tercihinde hâlâ ilk sıralarda.
Sosyal medyanın okuma üzerindeki etkisi ise giderek artıyor.
Örneğin NielsenIQ BookData ve Media Control verileri üzerinden yapılan bir analizde, 2025’te Avrupa’nın altı büyük pazarında #BookTok’un önerdiği kitaplardan 50 milyondan fazlasının satıldığı iddia ediliyor.
Yine Almanya’da 16-39 yaş arası okurların üçte birinin yeni kitapları TikTok üzerinden keşfettiği öne sürülüyor.
Aynı şekilde Amazon gibi kitap platformlarının öneri ve arama algoritmalarının da kitap satın alma süreçlerini ciddi şekilde etkilediği biliniyor.
Bu arada bazı akademik araştırmalarda algoritmaların popüler olan kitapları tekrar tekrar kullanıcıların önüne çıkardığı ortaya konuyor.
Bu sayede yazar, konu ve edebî derinlik arka plana itilebiliyor.
Dolayısıyla bu durum, “Çok Satanlar” listelerini de şekillendiriyor.
Bu algoritmalar kitap türlerini de eşit şekilde öne çıkarmıyor.
Öyle ki daha çok etkileşim alan romantik ve fantastik kitap içerikleri, sosyal medyada öne çıkıyor.
Yani “Romantasy” adlı, fantastik-romantik karışımı bir alt tür parlatılıyor.
Öte yandan “Goodreads” ve “1000 kitap” gibi nispeten kitap tartışılan portallar ise daha geri planda kalıyor.

ARTIK OKUNACAK KİTAPA SOSYAL MEDYA MI KARAR VERECEK?
Uzmanlara göre yapay zekânın artık neyi okuyacağımıza da karar vermeye başlamış olması.
Algoritmalar, çok satan ve çok etkileşim alan kitapları daha fazla kullanıcıya önerdikçe bir döngü oluşuyor.
Çok okunan daha fazla öneriliyor, daha fazla önerilen daha çok satıyor.
Böylece ‘çok satan’ etiketi, zamanla kitabın niteliğinden bağımsız olarak yeni satışları tetikleyen bir güce dönüşebiliyor.
Aynı uzmanlara göre problem yapay zekânın tavsiye vermesi değil.
Öneri sistemlerinin popüler olanı devamlı yeniden üretiyor olması.
Yani algoritma yalnızca tıklanma, izlenme ve satış verisine bakarsa okuma kültürünü zenginleştirmek yerine bir ‘popülerlik döngüsü oluşturabilir.
Önümüzdeki dönemde bu etkinin daha da güçleneceği, yapay zekânın sadece ‘çok satan kitapları’ tavsiye etmekle kalmayıp kişinin okuma geçmişini, aramalarını, ilgi alanlarını ve hatta okuma hızını analiz ederek ‘senin okuman gereken kitap bu’ diyebileceğine işaret ediyorlar.
Dolayısıyla bu bir yandan kişiselleştirilmiş ve daha zengin bir okuma deneyimi sunabilir.
Öte yandan okurun kendi keşif alanını daraltma riski taşıyor olabilir.