KONYA HABER
Konya
Parçalı az bulutlu
17°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,3295 %0.11
55,0880 %-0.43
10.812,10 %-0.48

Güneş ve Ölüm

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Irvin Yalom, Varoluşçu Psikoterapi kitabında “Güneşe ve ölüme doğrudan bakamazsınız.”  diye yazmış. Dikkatimi çekti. Çünkü ben güneşe dolaylı olarak da bakamıyorum pek. Ölüme gelince bunu çok düşünmeliyim. Yalom´un cevabı belli. Ama her birimiz tüm soruların cevabını kendimiz vermek zorundayız. Yoksa ne gerek vardı ki bu kadar dünya tantanasına. Sonuçta aynı şeyleri yapıyoruz. Acılarımız ve uykularımız aynı. Belli ki bir “tek başımızalık” serüveninin oyuncularıyız. Oyna da oyna yakışır sana şarkısını anımsadım. Bence en anlamlı şarkılardan. Oynayabilene ne mutlu. Kutsal Kitap´ta dünya hayatının bir oyun ve eğlence olduğu vurgulandığına göre burada master olmak için oynamayı bileceksin. Kocaman bir film setindeyiz. Rolünü keşfeden ve hakkını veren güneşe ve ölüme bakabilecek bana göre. Elbette bu benim şahsî görüşüm ve onu söyleyeceğim. Başka ne olacaktı ki? Bir diğerinin düşüncelerini ancak biraz kestirebilirim, tahmin edebilirim. Emin olmak ise epeyce bir lüks. Zaten böyle bir vazifem de yok ya da varsa da şu elimdekileri bir halledip ona öyle bakayım artık.  

Şüphe duymak insan olmanın gereği. Fazlası zarar mı her şey gibi, cevabım hayır. Kime, neyin ne kadarının fazla olduğu ya da olmadığı genellemeler ile belirlenemez. Herkesi bir ortak kalıplar havuzuna sokmaya çalıştıkları için kaos dinmiyor. Değer yargıları deyip mesela, hadi bakalım böyle düşüneceksin, şöyle inanacaksın hikâyesi anlatıyorlar. Oysa değer bilgisi verilmeli insanlara. Bir zümrenin değerlerini dayatmak değil marifet, değer bilgisi vermek. İoanna Küçüradi´den öğrendim bunu. İçime sindi ve sana yazdım. İoanna Küçüradi, Felsefe Profesörü. Profesör diye beğenmiş değilim sözünü. Kalbim “evet” dedi. Neden vurguluyorum bunu biliyor musun, nesiller boyu devredilmiş bir bagajın kalıplarını değil de özgün benliğinin sesini duy diye. Yani bir etiket ya da dogma belirlemesin yolunu, kararlarını. Çünkü kalbimizin, ruhumuzun şarkısını bulmak için buradayız. En başından dediğim gibi, hayat oyununun vekaleti yok ve o tribünden inip kendi senaryonun başrolüne geçmek zorundasın. Eski köylere yeni âdetler getirmekle yükümlüsün. “Paşa gönül” sadece bir söz değil. Tam olarak da onun keyfini inşa etmen lazım. Orada “Allah” var çünkü ve sen bunu biliyorsun. Unutuyoruz normal olarak. İnsan, “unutan” demek. Ünvanımızın kelime anlamı bu: “Unutan.” Hatırlayacağız. Kim bilir nerede, nasıl, kaç yaşında ama mutlaka hatırlamak var kaderimizde. Uyanmak var. Son nefes bile olsa insanlığımızı soyunacağız. O´nun alnımıza yazdığı “Ana Amaç” tezahür edecek. Bebek adımlarıyla belki ama çok güçlü adımlar bunlar. Ve bebekler o kadar güçlüdürler ki. Fotoğrafa aldanmayanlar bilirler gerçeği. Görünenin, gerçeğin tamamı olmadığını bilirler. Şeytanın azabı Âdem´i görüntüden ibaret zannetmesi oldu ya sevgili dostum. Ben ateşim, o ise toprak dedi. Ateşi üstün sandı zavallı. Bu diyarda üstünlük var illüzyonuna kapıldı. Kibirlendi. Aynen dünyadaki geçici rolüne büyük anlamlar yükleyip küfelik olanlar gibi. Hayat ısrarlı bir öğretmendir ama dersimizi milyon kez de olsa yine verir. Beden kıyafetine bürünmüş ölümlüsün. Ölüme bakamayansın. Ölüme bakamayanım. Her insanın gözlerinde bir master var, hayat; bize öğretmenliğini bu metotla yapıyor. Her şey iki tane burada, biliyorsun. Birbirini nötrlesin diye. Erkek kadınla, hastalık şifayla, dert devayla, kötülük iyilikle, karanlık ışıkla, yaşam ölümle, cehennem cennetle nötrleniyor. Sonuç; sıfır noktası. Fareler gibi oradan oraya koşmayı bırakır da öz benliğimizle temas edersek güneşe ve ölüme bakabiliriz. Ölmeden önce ölebiliriz yani. Birlikte düşünelim. İçindeki ustaya benden selam söyle. Kendisine gerçekten çok iyi baksın. Görüşelim… 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız