Konyalı bir çarıkçının 1930'lu yıllarda yaptığı, Sille Müzesi'nde sergilenen bir çift lastik çarık, o yıllardaki yoksulluk hakkında fikir veriyor.

MADDİ ZORLUKLAR İÇİN ÜRETİLDİ
Büyük Buhran, 1929'da başlayarak 1930'lu yıllarda etkisini sürdüren bir ekonomik krizin adıdır. Bu dönemde, özellikle 2. Dünya Savaşı’nın getirdiği zorluklar nedeniyle birçok insan, temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandı. Konya'nın tarihi Sille mahallesi, bu döneme ait önemli bir kültürel mirasa ev sahipliği yapıyor. Burada sergilenen deri çarıklar, o yıllarda ekonomik sıkıntı çeken halkın ayakkabı ihtiyacını gidermeye yönelik üretilmiş bir çözüm olarak dikkat çekiyor. Patent ve marka tesciliyle koruma altına alınan bu çarıklar, eski zamanların izlerini günümüze taşıyor.

DERİ ÇARIKLAR HER KESİMİN AYAĞINA OLUYORDU
Büyük Buhran döneminin zorluklarından dolayı, halkın ihtiyaçlarına cevap verebilmek için tasarlanan deri çarıklar, oldukça pratik bir yapıdadır. Lastik çarıkların numarasız bir şekilde üretilmesi, bu ürünlerin hem yetişkinlere hem de çocuklara uyum sağlaması açısından büyük bir avantaj sunuyordu. Bu model, arkasındaki kemerlerden geçirilen iplerin öndeki deliklerden çekilmesiyle ayak yapısına göre özelleştirilebiliyor ve böylece çok sayıda insan için kullanılabilir hale geliyordu.

Bu tasarım değişikliğinin arkasında, o dönemde birçok kişinin yaşadığı ekonomik durum bulunuyor; Çünkü aileler, genellikle çok sayıda fertten oluşuyordu. Eğer bir evde altı kişi yaşıyorsa, bu aile sadece iki çarık alabiliyordu ve maddi durumları biraz daha iyiyse en fazla üç çarık edinebiliyorlardı.

KAMYON LASTİKLERİNDEN ÜRETİLDİ
Eski kamyon lastiklerinden üretilen çarıklar, sadece yerel halkın değil, diğer illerden de büyük bir ilgi gördü. Bu durum, o yıllarda Valilik tarafından duruma el atılmasını sağladı. Valilik tarafından Hidayet Kolcu'nun adı, lastik çarık üretimi için marka olarak kaydedildi. Fakat, bu üretimin devam etmesi için belirli şartlar belirlendi. "Devletin durumu yerine gelince, deri çarık yapmaya devam edeceksin" ifadesi, Kolcu'ya iletildiği için sadece lastik çarık üretimi için 15 yıllık bir izin verildi. Bu süreç, hem üretim sürecinin hem de ekonomik durumun gelişimini gözler önüne seriyor.
Konya'nın tarihini keşfetmek isteyenlerin ilk durağı Sille
Sille'nin girişinde, bölgeye özgü taş mimarisiyle inşa edilen Sille Müzesi, ziyaretçilerini Konya ve Sille'nin yüzlerce yıllık kültürel mirasıyla buluşturuyor. pic.twitter.com/EmtdsCOuYJ— BBN Haber (@BBN_Haber) September 20, 2026
5 BİN YILLIK TARİHİ VAR
5000 yıllık mazisi ve süreç içerisinde farklı medeniyetlere ev sahipliği yapıp tam bir kültür mozaiği olarak Konya'nın en köklü yerleşim alanlarından biri olan Sille, tarihi mirası, restore edilen yapıları ve kültürel zenginliğiyle yıl boyunca binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlamaya devam ediyor. Selçuklu Belediyesi'nin yürüttüğü restorasyon çalışmaları sayesinde yeniden hayat bulan Aya Elenia Müzesi, Zaman Müzesi ve Sille Müzesi, kentin kültür turizmine önemli katkı sağlarken ziyaretçilere adeta geçmişte yolculuk yapma fırsatı sunuyor.

SİLLE MÜZESİ, KONYA'NIN KÜLTÜREL HAFIZASINI YAŞATIYOR
Sille'nin girişinde, bölgeye özgü taş mimarisiyle inşa edilen Sille Müzesi, ziyaretçilerini Konya ve Sille'nin yüzlerce yıllık kültürel mirasıyla buluşturuyor. Yaklaşık 750 metrekarelik iki katlı yapı, hem mimarisi hem de sergilenen eserleriyle dikkat çekiyor. Müzenin giriş bölümünde Kisve-i Şerif (Kâbe örtüsü), Sille Medresesi'ne ait yazma eserler ve tarihi yapı maketleri yer alırken, üst katta ise 18. ve 20. yüzyıla ait halılar, çömlekler, geleneksel kıyafetler, mutfak eşyaları ve hamam kültürünü yansıtan eserler ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. Sille'nin sosyal yaşamı, el sanatları ve folklorik yapısını anlatan müze, bölgenin kültürel kimliğini gelecek nesillere aktaran önemli merkezlerden biri olarak öne çıkıyor.