Eğitim sistemini kökten değşitirevcek sınav sistemi tamamen değişiyor… Eğitimde ölçme ve değerlendirme yöntemlerine yönelik tartışmalar sürüyor. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD), daha önce yayımladığı raporda çoktan seçmeli ve kısa cevaplı soruların ağırlıkta olmasının öğrencilerin eleştirel düşünme ve problem çözme becerilerinin ölçülmesini sınırlandırdığına dikkat çekmişti. MEB’in ardından Yükseköğretim Kurulundan da (YÖK) bu konuda adım geldi.
Bu kap amda OECD’nin UNICEF iş birliğiyle yayımladığı “Türkiye’de Öğrenci Değerlendirmesi” raporunda, ezberlenmiş bilgileri öne çıkaran sınavların müfredatta hedeflenen yeterlilikleri ölçmekte yetersiz kalabildiği belirtilmiş, değerlendirme araçlarının çeşitlendirilmesi önerilmişti.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında MEB'in hazırladığı “Bağlam Temelli Çoktan Seçmeli Soru Yazım Kılavuzu” ile sınav sorularında yeni bir yaklaşım başlattı. 12 ilde 14 bin 556 öğrencinin katıldığı pilot uygulamalarla geliştirilen sistemde, öğrencilerin bilgiyi gerçek hayat senaryolarında kullanma, yorumlama ve problem çözme becerilerinin ölçülmesi hedeflendi.
Bilindiği gibi geçtiğimiz günlerde YÖK Başkanı Erol Özvar, üniversitelerde çoktan seçmeli sınavların yaygınlaşmasını doğru bulmadıklarını açıkladı. Üniversitelerde yapılan kısa anketlerde hukuk fakültelerinde dahi bu yöntemin yaygınlaştığını gördüklerini belirten Özvar, benzer eğilimin sosyal bilimler, sağlık, mühendislik, ilahiyat ve eğitim gibi alanlarda da bulunduğunu söyledi.
Dolayısıyla öğrencilerin muhakeme, ifade ve uygulama becerilerinin ölçülmesi gerektiğini vurgulayan Özvar, akademisyenlerden düşünme ve gerekçelendirme yeteneklerini ortaya çıkaran yöntemlere ağırlık vermelerini istedi.
Başkan Özvar “Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı olarak bu hususta üniversitelerimize gerekli uyarılarda bulunduk” dedi. Sınav uygulamalarının programların amaçlarına ve öğrenme kazanımlarına uygunluğunun yakından takip edileceğini bildirdi.