Bir süredir Türkiye’de sokak çetelerinden terör örgütlerine kadar birçok alanda yürütülen operasyonlar gündemden düşmezken, adli süreçleri kazanç ve ün kapısı gören sosyal medya hesapları mercek altına alınıyor.
Bu kapsamda ilk adım olarak YouTube, Facebook ve Instagram gibi platformlara yönelik ek tedbirler alınması da gündemde. Süreçleri resmî kaynaklara dayanmadan yorumlayan içerik üreticilerinin, kamuoyunun yakından takip ettiği adli olayları aktarırken soruşturmanın gizliliğini ve hassasiyetini hiçe saydığı belirtiliyor.
Bazı yayınların “ücretli abonelere özel” olarak hazırlandığına, meselenin yalnızca sosyal medya etkileşimiyle sınırlı kalmadığına dikkat çekiliyor.
OLAY ŞEHİR EFSANESİNE DÖNÜŞÜYOR
Soruşturma dosyalarının sosyal medya yayınları üzerinden yorumlanmasının, henüz kesinleşmemiş bilgilerin kamuoyunda gerçekmiş gibi algılanmasına yol açabildiği ifade ediliyor. Bu sebeple bazı içerik üreticilerinin, soruşturmanın seyrine ilişkin iddiaları sürekli gündemde tutarak adli dosyaları adeta bir “şehir efsanesine” dönüştürdüğü değerlendirmesi yapılıyor.
Tıklanma uğruna
Dolayısıyla artık söz konusu hesapların ne gazetecilik faaliyeti yürüttüğü ne de adli süreçleri değerlendirecek uzmanlığa sahip olduğu belirtiliyor. Yüksek takipçi sayılarına ulaşmalarına, yaptıkları yorumların geniş kitlelere yayılmasına ve zaman zaman resmî açıklamaları gölgelemesine sebep oluyor.
Bu kapsamda son olarak Alihan Kuriş ve Alparslan Kuytul soruşturmaları üzerinden yürütülen tartışmalarda Adalet Bakanı Akın Gürlek, soruşturmaların herhangi bir dinî grubu hedef almadığı yönünde açıklamalarda bulunmuştu.
Sosyal medyada suç sayılabilecek içerikler
Sosyal medya paylaşımı, içeriğin niteliğine göre Türkiye’de ceza soruşturmasına konu olabilen bir ifade biçimi.
İfade özgürlüğü genişş ancak bir kişiyi hedef alan hakaret, tehdit veya iftira, ayrıca özel hayatın gizliliğini ihlal eden görüntü ve yazışmalar ya da kişisel verilerin rızasız yayılması sınırı hızla aşar.
“Herkese açık” bir hesapta yapılan yorum, etiketleme veya yeniden paylaşım da aleniyet ve yayma etkisi nedeniyle sorumluluk doğurabiliyor.
Bu yüzden paylaşılan metin kadar görsel, konum ve ekran görüntüsü gibi izler de önem taşır. En sık yapılan hata, içeriği sonradan silmenin ya da “zaten internette vardı” demenin riski ortadan kaldırdığını sanmak.
"Sosyal medya suçu” diye ayrı bir suç var mı?
Türk hukukunda “sosyal medya suçu” adıyla, sadece sosyal medya için yaratılmış tek bir suç tipi yok.
Sosyal medyada yapılan paylaşım, yorum, mesaj ya da yeniden paylaşım; Türk Ceza Kanunu’ndaki (TCK) mevcut suç tiplerinden birinin unsurlarını oluşturuyorsa suç sayılabiliyor.
Yanı sıra, sosyal medya bir “internet ortamı” olduğundan, içerik ve yayın süreçlerinde 5651 sayılı Kanun devreye gireyor.
5651, özellikle içerik sağlayıcı, yer sağlayıcı ve erişim sağlayıcıların sorumluluklarını ve içerik çıkarma/erişim engeli gibi koruma tedbirlerini düzenleyen bir çerçeve kanun.
Ancak ceza sorumluluğu bakımından temel ölçüt yine TCK’daki suç tipleri.
Suçu belirleyen şey: içerik, hedef kişi ve yayılma biçimi
Bir paylaşımın “suç” değerlendirmesi yapılırken üç unsur kritik olur:
- İçerik (ne söylendi, ne paylaşıldı?) Metin kadar fotoğraf, video, ses kaydı, ekran görüntüsü ve konum paylaşımı da bu kapsamda değerlendirilebilir.
- Hedef kişi (kime yönelik?) Paylaşım belirli bir kişiyi işaret ediyorsa, isim yazılmasa bile kullanıcı adı, etiket, fotoğraf, “ima” veya herkesin anlayabileceği referanslarla hedefin belirlenebilir olması hukuki riski artırır.
- Yayılma biçimi (nerede, kimler gördü?) İçeriğin herkese açık profilde paylaşılması, kapalı grupta yayınlanması ya da DM ile gönderilmesi; “aleniyet”, yayılma etkisi ve mağdurun zararının değerlendirilmesinde önem taşır. Silmek de çoğu durumda “hiç olmamış” saydırmaz; çünkü içerik ekran görüntüsü, URL ve platform kayıtlarıyla tespit edilebilir.
Sosyal medyada hakaret suçu hangi paylaşımlarda oluşur?
Bu kapsamda eleştiri mi hakaret mi: sınır nerede?
Sosyal medyada hakaret suçu, bir kişiye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek somut bir fiil isnat edildiğinde veya sövme niteliğinde ifadeler kullanıldığında gündeme gelir. Sert eleştiri tek başına suç değildir. Ancak eleştiri; konuya, eyleme veya hizmete yönelik olmaktan çıkıp kişiyi aşağılamaya, küçük düşürmeye ve hedef göstermeye dönüyorsa risk artar.
Pratikte sınır genelde şurada belirginleşir:
- “Bu karar yanlış, bu hizmet kötü” gibi ifadeler eleştiri alanında kalabilir.
- Buna karşılık kişiyi doğrudan aşağılayan, küfür içeren, “hırsız”, “dolandırıcı” gibi suç isnadı taşıyan paylaşımlar, ispatlanamıyorsa hakaret ve bazı durumlarda ayrıca iftira tartışması doğurabilir.
- Mizah, ironi ve “caps” formatı da hakaret niteliğini otomatik olarak kaldırmaz; kullanılan dil ve bağlam esas alınır.
Kullanıcı adı, etiket ve ima ile hakaret olur mu?
İma ile hakaret hakaret olur. Hakaret için mutlaka ad-soyad yazılması gerekmez.
Kişi;
- kullanıcı adıyla, etiketlenerek,
- fotoğrafı/mesleği/çalıştığı yer gibi ayırt edici bilgilerle,
- herkesin kolayca anlayacağı bir ima ile
belirlenebilir hale geliyorsa hakaret suçu açısından “mağdurun belli olması” şartı çoğu kez sağlanmış kabul edilir. Ayrıca hakaret, yorumlarda, hikayelerde, sabit gönderilerde, canlı yayınlarda ve hatta profil biyografisinde de oluşabilir.
Aleniyet: herkese açık hesap, kapalı grup, DM farkı
Hakarette “aleniyet”, sözün veya paylaşımın belirsiz sayıda kişinin erişimine açık olmasını ifade eder ve cezayı etkileyebilir.
Herkese açık hesapta yapılan paylaşımda aleniyet ihtimali yüksektir.
Kapalı gruplarda ise grubun büyüklüğü, üyeliğin niteliği ve içeriğin grup dışına taşınabilirliği dikkate alınır; her kapalı grup otomatik olarak “aleniyetsiz” sayılmaz.
Bu kapsamda DM üzerinden gönderilen hakaretlerde aleniyet çoğu zaman yok.
Yine de hakaret suçu oluşabilir.
Ayrıca aynı içerik DM’den alınıp başkalarına yayılırsa, yeni paylaşımı yapan kişi açısından ayrı bir sorumluluk gündeme gelebilir.
Tehdit, şantaj ve nefret söylemi içeren paylaşımların sonucu
Sosyal medyada “sert eleştiri” ile tehdit arasındaki fark, çoğu zaman kullanılan ifadenin muhatapta korku yaratmaya elverişli olup olmamasında ortaya çıkar.
Eleştiri; bir kişinin davranışını, kararını veya hizmetini hedef alır. Tehdit ise kişiye veya yakınına yönelik bir saldırı, zarar verme ya da “başına şu gelecek” mesajı taşır.
Örnek olarak
- “Bu yaptığın yanlış, hukuki yollara başvuracağım” demek kural olarak tehdit değildir. Buna karşılık
- “Seni bulacağım”, “Evinin önüne geleceğim”, “Sana zarar vereceğim”, “Çocuklarını rahat bırakmam” gibi ifadeler, bağlama göre tehdit suçu değerlendirmesine girebilir.
“Nefret söylemi” tek başına her zaman aynı başlık altında cezalandırılan bir kavram değildir.
Israrlı takip ve taciz boyutu sosyal medyada nasıl değerlendirilir?
Sosyal medya, ısrarlı mesaj, sürekli etiketleme, farklı hesaplardan yazma, takipten çıkınca yeniden istek gönderme, konum paylaşarak “nerede olduğunu biliyorum” iması yapma gibi davranışlarla ısrarlı takip ve taciz iddialarının en sık görüldüğü alanlardan biri.
Burada tek bir mesajdan çok, davranışın sürekliliği ve mağdurun huzur ve güvenliğini bozacak bir “ısrar” bulunup bulunmadığı değerlendirilmekte.
Ayrıca “ısrarlı takip” sadece DM ile sınırlı değil.
- Yorumlarda sürekli yazmak,
- gönderi altına tekrar tekrar aynı kişiyi hedef alan içerikler bırakmak,
- hikayelerle imalı şekilde yönlendirmek veya
- mağdurun çevresini de dahil ederek baskı kurmak, dosyanın niteliğini ağırlaştırabilir.
Özel hayatın gizliliği ve kişisel veriyi ifşa paylaşımı ne zaman suç olur?
Sosyal medyada bir başkasına ait fotoğraf, video veya ses kaydı paylaşmak, içerik “özel hayat” alanına giriyorsa ve rıza yoksa özel hayatın gizliliğini ihlal kapsamında suç riskini doğurabiliyor.
Burada belirleyici olan, görüntünün “gizli çekilmiş” olması kadar, kişinin mahrem alanına ait olup olmadığıdır. Ev içi görüntüler, özel ilişkiler, sağlık durumu, cinsel içerik, küçük düşürücü veya kişinin mahremiyetini açığa çıkaran anlar bu kapsamda daha sık değerlendirilmekte.
Telefon, adres, plaka gibi verileri yaymak
Telefon numarası, açık adres, e-posta, kimlik bilgisi, çalışma yeri, okul, araç plakası, banka bilgisi gibi veriler, kişiyi belirlenebilir kıldığı için çoğu durumda kişisel veri sayılıyor.
Bu bilgileri rıza olmadan “ifşa etmek”, özellikle topluca paylaşmak, yorumlara yazmak veya hikayede yayınlamak; kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme/yayma suçunu doğurabilmekte.
“İnternette vardı” savunması her zaman koruma sağlamaz. Veriyi yeniden dolaşıma sokmak, hedef göstermeyi kolaylaştırmak ve linç riskini artırmak gibi sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle en güvenli yaklaşım, kişisel veriyi paylaşmamak; gerekiyorsa yalnızca yetkili mercilere, sınırlı biçimde ve somut amaçla iletmektir.
Yalan haber, asılsız iddia ve iftira paylaşımı hangi suçlara girer?
Sosyal medyada “asılsız iddia” paylaşmak her zaman aynı suça girmez. Burada kritik ayrım, paylaşılan bilginin kime ve ne amaçla yöneldiğidir.
İftira, bir kişiye işlemediği bir suçu isnat etmek ve bu isnadın yetkili makamları harekete geçirecek nitelikte olması gibi unsurlarla gündeme gelir.
Yani “Falanca şu suçu işledi” diyerek kişiyi suçlu gibi göstermek, hele ki bunu şikayet, ihbar, etiketleme ve kampanya çağrılarıyla desteklemek, iftira tartışmasını doğurabilir. İftira, sadece adliyeye dilekçe vermekle sınırlı düşünülmemeli.
Sosyal medya üzerinden yürütülen hedef gösterme ve suç isnadı, olayın koşullarına göre bu kapsamda değerlendirilebilir.
Buna karşılık yanlış bilgi yayma; belirli bir kişiye suç isnadından çok, kamu düzenini, toplum sağlığını veya güvenliği etkileyebilecek bir konuda gerçeğe aykırı bilgiyi alenen dolaşıma sokma şeklinde ortaya çıkabilir.
Bu tip paylaşımlar, içerik ve etki alanına göre farklı suç tipleri açısından incelenir. Her yanlış bilgi otomatik olarak suç sayılmaz; ancak panik yaratma, kargaşa çıkarma, kamu barışını bozma riski gibi sonuçlar varsa değerlendirme ağırlaşır.
Kurum ve kişilere yönelik itibar zedeleyici iddialar
Kişi veya kurumlar hakkında “dolandırıcı”, “hırsız”, “rüşvetçi” gibi ifadeler kullanmak, ispatlanamıyorsa hakaret ve koşullarına göre iftira iddiasına zemin hazırlayabilir.
Retweet, yeniden paylaşım, beğeni ve yorum nedeniyle ceza sorumluluğu
Sosyal medyada “Ben yazmadım, sadece paylaştım” yaklaşımı her zaman koruma sağlamaz. Çünkü yeniden paylaşım, içeriğin daha fazla kişiye ulaşmasına neden olur ve bazı durumlarda “yayma” fiili olarak değerlendirilebiliyor. Özellikle hakaret, tehdit, iftira veya kişisel veri ifşası içeren bir içeriği retweet etmek, repost yapmak ya da story’de paylaşmak; içeriğin dolaşımını artırdığı için hukuki sorumluluk riskini yükseltiyor.
Beğeni (like) ve benzeri etkileşimlerde ise değerlendirme daha olay bazlı yapılır.
Risk genelde şu hallerde yükselir:
Hakaret içeren bir ifadeyi aynen alıntılayıp
- “Aynen katılıyorum” gibi destekleyici yorum eklemek
- Bir kişiyi etiketleyerek “İşte bu, bakın kimmiş” gibi hedef gösterici bir dil kullanmak
- İddia içeren bir gönderiyi “Kesin doğru” diyerek kesin hükme bağlamak
- Kişisel veriyi içeren bir içeriği alıntılayıp daha görünür hale getirmek.