Bir süre önce Fransa'da yaklaşık 700 süpermarketin soğutma sistemlerini hedef alan siber saldırı, Avrupa'nın gıda güvenliği konusundaki endişelerini yeniden gündeme taşıdı.
Bu saldırganların marketlerdeki soğutucuları uzaktan kontrol ederek tonlarca gıdayı kullanılamaz hale getirmesi, dijital altyapılara yönelik saldırıların günlük yaşamı nasıl felce uğratabileceğini gösterdi.
SALDIRILARI KİM YAPIYOR?
Bu arada 29 Ekim'de yayımlanan bir haber, Fransa'da yüzlerce marketin soğutma sistemlerini hedef alan saldırıların, ABD'deki askerî tesislerde yaşanan benzer olaylarla bağlantılı olup olmadığının daha kapsamlı biçimde incelendiğini ortaya koymuştu.
Bu arada Avrupa Birliği (AB), bazı Avrupa ülkeleri, Kanada vatandaşlarına, olası krizlerde en az 72 saat, bazı ülkelerde bir hafta boyunca kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecek gıda, içme suyu ve temel malzeme bulundurmalarını öneriyor.
Her ne kadar Avrupa'nın stok hazırlığı uyarıları Fransa'daki saldırıdan sonra başlamadı. AB'nin 72 saatlik hazırlık stratejisi Rusya-Ukrayna savaşı ile bağlantılı olarak Mart 2025'te açıklanmıştı. Ekim 2026 saldırısı, bu uyarıların siber güvenlik açısından neden önemli olduğunu somut biçimde ortaya koydu.
Marketlerdeki soğutucuların sıcaklığını 50 dereceye çıkardılar
Bilindiği gibi Fransa'da 11-12 Ekim gecesi gerçekleşen siber saldırıda, Carrefour, Intermarché, Monoprix, Coopérative U ve E.Leclerc gibi büyük perakende zincirlerinin soğutma sistemleri hedef alındı. Saldırganlar, internete bağlı kontrol cihazlarının ayarlarını uzaktan değiştirerek soğutucuları çözündürme moduna geçirdi. Bazı sistemlerde sıcaklık 50 dereceye kadar yükseldi. Soğutma zincirinin kırılması nedeniyle, sonrasında büyük miktarda et, balık, süt ürünü ve dondurulmuş gıda imha edildi.
Bu kapsamda Fransa Ekonomi Bakanı Roland Lescure, yaklaşık 700 marketin etkilendiğini açıkladı. Bakan, ülkenin genel gıda arzının tehlikeye girmediğini belirtmekle birlikte olayın gıda güvenliğinin merkezine dokunduğunu kabul etti.
Dolayısıyla saldırı yalnızca Danfoss sistemleriyle sınırlı kalmadı. Copeland ve Dixell tarafından geliştirilen kontrol sistemlerini kullanan marketlerde de benzer olaylar tespit edildi. Fransa Ulusal Siber Güvenlik Ajansı ANSSI soruşturma başlatırken Paris Savcılığı da olayın cezai boyutunu araştırıyor.
Avrupa Birliği: Her ev en az 72 saat kendine yetebilmeli
Dahası Avrupa'da kriz hazırlıkları Fransa'daki saldırıdan önce başlamıştı. Avrupa Komisyonu, 26 Mart 2025'te açıkladığı Preparedness Union Strategy (Hazırlık Birliği Stratejisi) ile vatandaşların savaş, doğal afet, geniş çaplı elektrik kesintisi veya siber saldırı gibi durumlarda en az 72 saat boyunca temel ihtiyaçlarını karşılayabilmelerini hedefledi.
İlgili Komisyon'un önerdiği hazırlıklar arasında uzun süre saklanabilen gıda, içme suyu, düzenli kullanılan ilaçlar, el feneri, pilli radyo, taşınabilir şarj cihazı ve bir miktar nakit para bulunuyor. Stratejinin temelinde, bir kriz yaşandığında devlet kurumlarının öncelikle kritik altyapıları çalışır durumda tutmaya ve en kırılgan vatandaşlara yardım etmeye odaklanabilmesi düşüncesi var.
Yine Fransa'daki saldırı, özellikle marketlerin fiziksel tesisleri çalışırken dijital kontrol sistemlerinin sabote edilmesiyle de gıdaya erişimin aksayabileceğini gösterdi.
Bazı Avrupa ülkeleri bir haftalık hazırlık istiyor
İsveç: En az bir hafta
Öte yandan İsveç hükümeti, 2024 yılında yenilediği Kriz veya Savaş Gelirse broşürünü hanelere dağıttı. Vatandaşlardan bir hafta boyunca elektrik, su veya market hizmetine erişim olmadan yaşamlarını sürdürebilecek şekilde hazırlık yapmaları isteniyor.
Finlandiya: En az 72 saat
Finlandiya'nın Haziran 2026'da güncellenen resmî rehberi, hanelere en az üç günlük su, yiyecek, ilaç ve temel ihtiyaç malzemesi bulundurmalarını öneriyor. Yetkililer özellikle aşırı miktarda ürün satın almanın tedarik zincirine zarar verebileceğini vurguluyor.
AB'nin Ortak hazırlık stratejisi
Avrupa Birliği'nin, 72 saatlik bireysel hazırlığın yanı sıra devletlerin stratejik stoklarını güçlendirmesini, kritik hizmetlerin sürekliliğini sağlamasını ve sivil savunma kapasitesini artırmasını öngörüyor.
DÜNYADA Gıda tedariki artık bir siber güvenlik meselesi
Daha önce de belirtildiği gibi Fransa'daki saldırıyı diğer siber olaylardan ayıran özellik, hedefin müşteri verileri veya ödeme sistemleri değil, doğrudan gıdaları koruyan fiziksel sistemler olması idi. Marketlerin soğutma cihazları, depolar, lojistik merkezleri ve taşıma araçları birbiriyle bağlantılı çalışıyor. Bu altyapının önemli bölümü uzaktan izlenen ve yönetilen endüstriyel kontrol sistemlerine dayanıyor.
Konunun uzmanlarına göre, bu tür saldırıların etkileri market rafları ile sınırlı değil. Ana soğuk hava depolarının devre dışı kalması, et, balık, süt ürünleri ve ilaçların kullanılamaz hale gelmesine yol açabilir. Ana dağıtım merkezlerinin etkilenmesi, saldırıya uğramayan marketlerde bile ürün eksikliklerine neden olabilir.
Dahası dijital saldırının başarılı olması için tüm bir ülkenin elektrik şebekesinin çökertilmesi gerekmiyor. Fransa örneğinde olduğu gibi kritik bir kontrol sisteminin ayarlarının değiştirilmesi bile ekonomik zarara ve fiziksel hasara yol açabiliyor.
Bu arada Uluslararası Soğutma Enstitüsü'nün 29 Ekim'de yayımladığı değerlendirme de saldırının gıda güvenliği üzerindeki etkisini ve güncellenmemiş eski kontrol sistemlerinin yarattığı riski vurguluyor.
PEKİ ABD'deki askerî tesislerdeki sorun, bununla bağlantılı olabilir mi?
Bu olayın uluslararası boyutu da araştırılıyor. Reuters 29 Ekim tarihli haberinde Pentagon’un, ağustos ayında en az altı ABD askerî üssünün marketlerinde meydana gelen soğutucu arızalarını, olası siber saldırı kapsamında incelemeye aldığını yazdı.
Aynı şekilde Pentagon, ABD Siber Komutanlığına bağlı bir birimin soruşturmada görev aldığını doğruladı. ABD Kara Kuvvetleri Kriminal Soruşturma Birimi de Fransız kolluk kuvvetleriyle işbirliğini teyit etti. Arizona'daki Fort Huachuca üssünde bir dondurucunun gece çözündürme moduna geçerek gıdaları bozması, Fransa'daki saldırıyla dikkat çekici benzerlik taşıyor. Ancak iki ülkedeki olayların aynı saldırganlar tarafından gerçekleştirildiği kanıtlanmış değil.
Aynı şekilde askerî tesislerin de olası hedefler arasında bulunma olasılığı, olayın yalnızca perakende sektörüne yönelik bir saldırı olmayabileceğini düşündürüyor. Bunun uluslararası ve koordineli bir sabotaj operasyonu olduğu ise henüz doğrulanmış değil.
Bu kapsamda Fransa soruşturmasına bakılacak olursa, ondan da henüz sonuç yok. Saldırganların kimliklerinin belirlendiğine, gözaltına alma yapıldığına veya kullanılan belirli bir CVE'nin resmen doğrulandığına ilişkin yeni açıklama bulunamadı. Bir kaç soğutucu markasının sistemlerini kapsayan saldırı konusunda Paris Savcılığının soruşturması sürüyor.
TÜRKİYE NE DURUMDA?
Bu kapsamda Türkiye'de de büyük perakende zincirleri, gıda depoları, hastaneler ve ilaç dağıtım merkezleri uzaktan yönetilebilen soğutma sistemleri kullanıyor.
Yine Fransa'daki olay şu soruları gündeme getiriyor: Türkiye'deki sistemlerin kaçı doğrudan internete açık? Eski yazılımlar ne ölçüde güncelleniyor? Bir siber saldırı durumunda manuel çalışmaya geçilebiliyor mu? Ve marketlerin tedarik zincirleri uzun süreli bir kesintiye karşı ne kadar hazırlıklı?
Artık bu soruların yanıtları, yalnızca perakende sektörünün sorunu değil. Türkiye'nin kritik altyapı güvenliğinin de bir parçası.
Yine Fransa örneğiyle Avrupa'daki kriz hazırlığı politikaları birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkan sonuç açık: Siber güvenlik artık yalnızca bilgisayarları ve verileri korumakla ilgili değil; vatandaşın sofrasındaki gıdanın, içtiği suyun ve kullandığı ilacın güvenliğiyle de doğrudan bağlantılı.