Filmg ibi ama değil… Günümüz yapay zekâ çağında bilgiye ulaşmak için gerçekten ekrana ihtiyaç var mı?

Meta, 23 Eylül’de düzenlediği Connect etkinliğinde kamerasız Ray-Ban Meta Audio akıllı gözlüğünü tanıttı. Kamera bulunmayan model; müzik ve podcast dinleme, telefon görüşmesi, çeviri ve Meta’nın yapay zekâ asistanı Muse ile sesli iletişim gibi işlevlere odaklanıyor. Gözlük tek şarjla 12 saate kadar kullanılabiliyor, şarj kutusuyla toplam kullanım süresi 48 saate kadar çıkıyor.
Bu doğrultuda artık kullanıcı müzik dinlemek, telefon görüşmesi yapmak veya yapay zekâ asistanına soru sormak için telefonunu cebinden çıkarmak zorunda kalmıyor. Sesli komutlarla Muse’a ulaşılabiliyor. Böylece gözlük, çevreyi kaydeden bir kamera olmaktan çok kullanıcının sürekli yanında taşıdığı bir yapay zekâ arayüzüne dönüşüyor.

MAHREMİYET ÖNEMLİ
Yanı sıra kamerasız model aynı zamanda ‘mahremiyet’ konusunda da soru işaretlerini azaltıyor. Meta’nın önceki AI gözlükleri, insanların bilgisi dışında görüntü kaydedilmesi ve kişisel verilerin nasıl işlendiğine ilişkin tartışmaların odağında yer aldı. Bu tartışmalar yalnızca Meta ile sınırlı değil.
Artık kamerasız gözlük teknoloji şirketlerinin “her şeyi gören cihaz” yerine “kullanıcının komutuyla çalışan cihaz” fikrine yöneldiğini gösteriyor.

AKILLI GÖZLÜK TELEFONUN YERİNİ Mİ ALACAK?
Akıllı gözlüğün telefonun yerini alıp almayacağını zaman gösterecek. Son dönemdeki gelişmeler, teknoloji şirketlerinin akıllı telefonun ötesinde yeni bir kullanıcı arayüzü aradığını gösteriyor. Bu sebeple gelecekte “telefon mu, gözlük mü?” sorusundan çok daha farklı bir tablo ortaya çıkabilir.
Bu kapsamda telefon bağlantıyı ve hesaplamayı sağlayan merkez olurken, gözlük insanın yapay zekâ ile konuştuğu arayüze dönüşebilir. Üstelik bununla sınırlı kalmayabilir. Kulaklıklar, yüzükler, otomobiller ve evdeki akıllı cihazlar da aynı kişisel yapay zekâya bağlanabilir. Böylece kullanıcı farklı cihazlarla ayrı ayrı konuşmak yerine, aynı kişisel AI’ya farklı noktalardan erişebilir.
TELEFONLAR CEPTEN ÇIKMAYACAK
Çünkü bankacılık, alışveriş, uzun metinler, video izleme, gelişmiş fotoğraf ve birçok uygulama hâlâ ekran gerektiriyor. Ancak daha önemli bir dönüşüm gerçekleşebilir. Telefon hayatımızdan çıkmadan görünmez hale gelebiliyor. Cebimizde taşımaya devam ederiz ama her işlem için onu çıkarmayız.

DAHA ÖNEMLİ OLAN SİSTEMLER VAR
Yine akıllı gözlüklerin yaygınlaşmasının önündeki temel mesele sadece donanım değil kullanıcıların bu cihazlara ne kadar güveneceği olacak. Çünkü sürekli kullanılan bir yapay zekâ cihazı, kullanıcının sesini, tercihlerini, günlük alışkanlıklarını ve etkileşimlerini daha yakından tanıyabilir.
Bu sistemde kameranın kaldırılması bazı mahremiyet endişelerini azaltabilir ancak mikrofon ve yapay zekâ asistanlarının kullanımı yeni veri sorularını beraberinde getiriyor. Bu sebeple önümüzdeki dönemde teknoloji yarışının yalnızca daha güçlü yapay zekâ, daha uzun pil ömrü veya daha küçük cihazlar üzerinden ilerlemesi beklenmiyor.
Dolayısıyla kullanıcıya hangi verinin toplandığını gösterme, verinin nerede işlendiğini açıklama ve çevredeki insanların mahremiyetini koruma gibi konular da cihazların kabul görmesinde belirleyici olacak.