Rus tehdidi karşısında İzlanda, Kuzey Atlantik’te artan Rus askeri faaliyetleri nedeniyle savunma kapasitesini güçlendirmeye çalışıyor.
Ada ülkesi olarak yaklaşık 400 bin olan, güvenliğini ise NATO’ya ve ABD ile 1951’de imzalanan ikili savunma anlaşmasına dayandıran İzlanda, NATO’nun ordusu olmayan tek üyesi konumunda.
Bu arada savunmasını ittifak ve ABD ile olan anlaşma üzerine kuran ülke, Rusya’nın bölgedeki askeri varlığının artmasıyla birlikte kendi katkılarını nasıl artırabileceği sorusuyla karşı karşıya.
ABD VE NATO anlaşmasına dayalı savunma
Güvenliğini büyük ölçüde NATO üyeliği ve 1951 tarihli ABD-İzlanda ikili savunma anlaşmasına borç olan İzlanda, Şubat ayında ilk resmi savunma ve ulusal güvenlik politikasını kabul etti. Bu politika, NATO üyeliği ile ABD anlaşmasını temel dayanaklar olarak korudu.
Öte yandan NATO Avrupa Müttefik Yüksek Komutanı General Alexus G. Grynkewich, Rusya ve Çin’e ait araştırma gemilerinin Kuzey Atlantik’te ortak devriyeler yaptığını belirtti.
Bu arada İzlanda Dışişleri Bakanı Thorgerdur Katrin Gunnarsdóttir de Rusya’nın bölgedeki askeri varlığını önemli ölçüde artırdığını ve Çin’in stratejik ilgisinin büyüdüğünü açıkladı.
TATBİKATLAR VE Kuzey Atlantik’te artan faaliyetler
Dahası ABD öncülüğünde iki yılda bir düzenlenen Northern Viking tatbikatı, İzlanda çevresindeki kritik altyapı ve deniz yollarının korunması, denizaltı savunma harbi ile mayın karşı tedbirleri için NATO müttefiklerini bir araya getiriyor.
Yanı sıra Keflavík Hava Üssü’nde ABD’ye ait P-8A Poseidon denizaltı savunma uçağı görev yapıyor. Ayrıca yaklaşık altı ay denizde kalabilen Lightfish insansız su üstü aracı kullanılıyor.
Aynı şekilde Lightfish, elektro-optik ve kızılötesi kameralarla radar üzerinden deniz faaliyetlerini izliyor ve bilgileri Starlink üzerinden deniz operasyon merkezine iletiyor.
Yine Belçika, NATO’nun dönüşümlü hava polisliği görevi kapsamında Keflavík’e dört F-16 savaş uçağı ve 105 personel konuşlandırdı. NATO’nun Arktik Sentry girişimi de bölgedeki ittifak varlığını, gözetleme kapasitesini ve caydırıcılığı güçlendirmeyi hedefliyor.
Savunmasızlık ve kritik deniz koridoru
Bilindiği gibi İzlanda, Grönland-İzlanda-Birleşik Krallık geçidinde yer alıyor.
Dolayısıyla bu deniz koridoru, Kuzey Atlantik ve Arktik bölgesini Avrupa ile Kuzey Amerika sularına bağlıyor; olası bir çatışmada NATO’nun takviye ve ikmal sevkiyatı için kritik bir geçiş noktası oluşturuyor.
GİZLİ HİBRİT SALDIRILAr
Avrupa ve Kuzey Amerika’ya bağlayan dört transatlantik denizaltı kablosu, İzlanda’yı gizli veya hibrit saldırılara karşı savunmasız bırakıyor.
Öte yandan Rusya ve Çin gemilerinin bölgede daha aktif hale gelmesi, Arktik deniz buzunun erimesiyle açılan yeni rotalar ve kaynak rekabeti riskleri artırıyor.
Sivil savunma modeli ve sahil güvenliği
Ülkede Sahil Güvenliği, 280 personel ve iki açık deniz devriye gemisiyle görev yapıyor. Kurum aynı zamanda ada çevresine yerleştirilen dört radar kompleksiyle ülkenin hava savunma sistemini de işletiyor.
Ayrıca İzlanda Dışişleri Bakanlığı Savunma Ofisi Başkanı Jónas G. Allanson, Rus denizaltılarının faaliyetlerinden endişe duyduğunu belirterek, ülkenin ordusunu kurmak yerine orduların üstlendiği görevleri sivil araçlarla yürütmeye çalıştığını ifade etti.
Ülkede ordu kurma tartışması
Bu arada Arnór Sigurjónsson ve Daði Freyr Ólafsson tarafından kurulan bir hareket, İzlanda’nın kendi ulusal savunma gücünü oluşturmasını istiyor. Hareket, 2 bin kişilik sürekli güç, 2 bin kişilik yedek güç ve savaş döneminde 40 bin kişilik seferberlik kapasitesi öneriyor.
Aynı şekilde savunma gücünün zorunlu askerlik yerine gönüllülük esasına dayanması ve NATO takviyeleri gelene kadar ilk savunma hattı olarak görev yapması öngörülüyor.
Yine finansmanın bütçe önceliklerinin değiştirilmesiyle sağlanabileceğini savunan hareket, mevcut bütçeden 64 milyar İzlanda kronuna kadar kaynak ayrılabileceğini belirtiyor.
AB ve Kamuoyu
Dahası İzlanda’da ulusal ordu kurulması fikri kamuoyunda yaygın destek görmüyor.
İzlanda'nın Avrupa Birliği’ne katılım müzakerelerini yeniden başlatıp başlatmayacağına ilişkin oylama 29 Ağustos’ta yapılacak. Destekçiler, AB ile daha yakın ilişkilerin ek güvenlik sağlayabileceğini düşünüyor.
Öte yandan AB’ye katılım karşıtı kampanyanın lideri Haraldur Ólafsson ise ülkenin askeri harcama yapmadığını ve birliğe katılması halinde Avrupa’nın girmek istediği savaşlara dahil olabileceğini savundu.