KONYA HABER
Konya
Az bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
48,2538 %0.18
55,9646 %-0.49
11.295,79 %-3.01
BBN Haber Dünya 10 milyar insan nasıl beslenecek: Domates, salatalık iklim stresine giriyor

10 milyar insan nasıl beslenecek: Domates, salatalık iklim stresine giriyor

Hollanda’daki Wageningen Üniversitesi’nde bilim insanları, bitkileri yapay olarak zorlu çevre koşullarına maruz bırakarak iklim değişikliğine dayanıklı yeni tarım çeşitleri geliştirmeye çalışıyor. Kameralar, sensörler ve yapay ortamlarla binlerce bitkinin tepkisi izlenirken, amaç geleceğin değişen iklim koşullarında dünyayı besleyebilecek ürünleri belirlemek.

10 milyar insan nasıl beslenecek: Domates, salatalık iklim stresine giriyor
KAYNAK: Haber Merkezi
Okunma Süresi: 5 dk

Aşırı sıcaklar… Kuraklık, don ve tuzluluk, fırtınalar vb… İklim değişikliği bitkileri de strese sokuyor… Peki bu beslenme sistemimizi vurur mu?

Kameralarla dolu bir odada sıra sıra dizilmiş durumda domates fideleri. 

Bu bitkiler henüz birkaç haftalık. 

İşte bu bitkiler, bilim insanlarının renk, sıcaklık ve fotosentezdeki en küçük değişiklikleri bile izleyebilmesi için sürekli gözetim altında tutuluyor.

Yine bu bitkiler, Hindistan'ın sıcaklık ve nem koşullarını taklit etmek üzere tasarlanmış bir ortamda yetişiyor. Hollanda'daki Wageningen Üniversitesi araştırmacıları, bitkilerin farklı stres faktörlerine verdiği tepkileri inceleyerek insan kaynaklı iklim değişikliğine karşı tarım ürünlerini daha dayanıklı hale getirebilecek genetik özellikleri ortaya çıkarmayı amaçlıyor.

Bu arada Hollanda Bitki Ekofenotipleme Merkezi'nin (NPEC) program yöneticisi Rick van de Zedde, çalışmalarla ilgili DW'den Katharina Schantz ve Louise Osborne'e şu bilgileri veriyor:

"Sıcaklığı ayarlayabiliyoruz. Bitkileri bir süre sıcaklık stresine maruz bırakabiliyoruz, kısa süreli dondurabiliyoruz. Böylece genç bitkiler üzerinde oldukça yıkıcı olabilecek gece donlarını simüle edebiliyoruz. Tuz ekleyerek tuzluluk da oluşturabiliyoruz."

Dolayısıyla aslında bilim insanları, gezegendeki hemen her türlü koşulu simüle edebiliyor. 

Van de Zedde, "Buraya bitkiler için bir spor salonu diyebilirim" diyor.

bu ortamda Bitkileri anlamak neden önemli?

Artık bu yöndeki araştırmalar giderek daha büyük önem taşıyor. Tarım geleneksel olarak öngörülebilir mevsimlere ve koşullara dayanıyor. Çiftçiler de ekimi ilkbaharda, hasadı sonbaharda yapmak gibi yerleşik hava modellerine göre planlama yapıyor.

Yine de toplumlar gezegeni ısıtan fosil yakıtları kullanmaya devam ettikçe artan küresel sıcaklıklar bu düzeni bozuyor.

Yanı sıra küresel ısınmanın yol açtığı daha sık sıcak hava dalgaları, daha uzun ve şiddetli kuraklıklar ile ağır seller tarımsal ürünleri giderek daha fazla tehdit ediyor.

Öyle ki bu yaz sıcaklıkların hızla yükselmesinin ardından Almanya'nın bazı bölgelerindeki çiftçiler ürün kayıpları yaşanabileceği uyarısında bulunuyor. 

Yine Fransa, Macaristan ve Birleşik Krallık dahil bazı ülkelerde tahıl üretiminde kayıplar şimdiden kayda geçti.

DÜNYA NÜFUSU NASIL BESLENECEK?

Yaşlı dünyamızın nüfusunun 2050 yılına kadar 10 milyara ulaşacağının tahmin edilmesi, yeterli gıda üretme baskısını artırıyor. 

Bu çerçevede et tüketiminin artması da bu yarışı daha da zorlaştırıyor çünkü hayvan yemi için daha fazla tahıl yetiştirilmesi gerekiyor.

Yanı sıra bitkiler veya hayvansal atıklar gibi organik maddelerden üretilen biyoyakıtlarda kullanılacak tarım ürünlerine yönelik talep de artıyor.

Dolayısıyla araştırmacılar açısından artık soru yalnızca daha fazla gıdanın nasıl üretileceği değil, giderek zorlaşan koşullarda bunun nasıl başarılacağı.

BİTKİLERDE İLERİ EKNOLOJİK ÜRETİM MÜMKÜN MÜ?

Bu arada "Tarımın Silikon Vadisi" olarak anılan Hollanda, tarımsal inovasyonda uzun süredir öncü ülkelerden biri. 

Nispeten küçük yüzölçümüne rağmen ülke, tarım ürünleri ihracatında değer bakımından ABD'nin ardından dünyada ikinci sırada yer alıyor.

Dolayısıyla Wageningen Üniversitesi'nin seralarında bilim insanları kuraklık, tropikal nem veya dondurucu geceler gibi çevre koşullarını yeniden oluşturuyor ve bitkileri çeşitli teknolojilerle izliyor.

Bu kapsamda otomatik teraziler haftalar boyunca ağaç türlerinin ağırlığını her üç dakikada bir kaydederek ne kadar suya ihtiyaç duyduklarını ortaya çıkarıyor. 

Yine gelişmiş tarayıcılar ise bitkileri ve özelliklerini ölçmeye yarayan "fenotipleme" süreci kapsamında yaprakların hareketlerini takip ediyor.

Öte yandan botanikçiler en iyi bitkileri seçebilmek için binlerce yıldır bitki örtüsünü inceliyor. 

Bu işlemler geçmişte elle yapıldığı için hem yavaş ilerliyor hem de büyük emek gerektiriyordu.

Hollanda Bitki Ekofenotipleme Merkezi'nin (NPEC) program yöneticisi Rick van de Zedde, süreci şöyle anlatıyor:

"Laboratuvardaki bütün bu ölçümler deneylerin büyüklüğünü sınırlıyordu. NPEC'de etrafınıza baktığınızda, tek bir deneyde binlerce bitkiden söz ettiğimizi görüyorsunuz."

Labaratuvar deneyleri tarlaya taşınıyor

Laboratuvar ne kadar gelişmiş olursa olsun gerçek dünyadaki koşulları tamamen taklit edemiyor. Dolu fırtınaları, kuvvetli rüzgarlar veya farklı toprak sıcaklıkları gibi etkenleri yeniden oluşturmak hâlâ zor.

Üniversitenin yakınındaki deneysel arpa tarlaları bu nedenle önemli bir gerçeklik testi sunuyor. Araştırmacılar burada mobil görüntüleme teknolojilerini ve GPS konumlandırma sistemlerini kullanarak yüzlerce tarım ürünü çeşidinden veri topluyor.

Sera ve tarla sonuçlarını karşılaştırarak, değişen iklime dayanabilecek gıdaların üretilmesine yardımcı olacak bitki özelliklerini daha iyi belirleyebiliyorlar.

Van de Zedde, "Her şey dayanıklılıkla ilgili. Basitçe puan veriyoruz: Bu bitkiler strese nasıl tepki veriyor? Hangileri bununla başa çıkabiliyor, hangileri zarar görüyor?" diyor.

Araştırmacılar bu verilerden yararlanarak belirli stres faktörlerine dayanıklılıkla bağlantılı DNA profillerini görebiliyor. Daha sonra örneğin yüksek verimli bir çeşitle dayanıklı bir çeşidi çaprazlayarak her iki özelliği taşıyan daha dirençli yeni çeşitler elde edebiliyorlar.

Araştırmada bundan sonra ne olacak?

Bu araştırmada amaç, evrimi hızlandırmak. Araştırmayı finanse eden Hollanda hükümeti ve bitki ıslahı şirketleri, hangi çeşitlerin geliştirilmesine devam edileceğine karar verecek.

Ancak üniversitenin Genetik Laboratuvarı'nda doktora yapan Alan Pauls, bu sürecin bazı kesimler tarafından eleştirildiğini söylüyor:

"Yaşlı kuşakla konuştuğunuzda buna güvenmediklerini kesinlikle hissediyorum. Gıdanın ya da bitkilerin laboratuvara götürülmesinden söz ettiğiniz anda insanların aklına hemen GDO geliyor."

Genetiği değiştirilmiş organizmaların (GDO) genleri, belirli bir özellik kazanmaları amacıyla yapay olarak değiştiriliyor. Bunun yöntemlerinden biri, örneğin bir bakteriden alınan başka bir türe ait genin bitkiye aktarılması.

Avrupa Birliği'nde genetik modifikasyon yasalarla sıkı biçimde düzenleniyor ve kapsamlı güvenlik kontrolleri gerekiyor. Wageningen'deki deneylerin yalnızca yüzde 5'inde genetiği değiştirilmiş bitkiler kullanılıyor.

Araştırmaların büyük bölümü, yeni özellikler oluşturmak yerine fenotipleme yoluyla mevcut özelliklerin seçilmesine ve böylece doğal süreçlerin hızlandırılmasına odaklanıyor.

Pauls, gıdaya fazla müdahalenin onu yapay hale getirdiği yönündeki düşüncenin artık eskidiğini düşünüyor:

"Bir makine kullanıldığı için mi bunun yapay olduğunu düşünüyoruz? Çok hızlı gerçekleştiği için mi ya da laboratuvarda yapıldığı için mi yapay sayıyoruz? Ben hâlâ pirinci orakla hasat edebilirim. Ama bu yöntem bir milyar insanı zamanında doyurabilir mi? Hayır."

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız